Öyleyse bir yetişkin olarak kendimizi bazı adayları yanlış oldukları için değil de belki biraz fazla doğru yani aşırı dengeli, olgun, anlayışlı ve güvenilir oldukları için, özellikle de bu doğruluk bize içten içe yabancı ve hak edilmemiş bir şey gibi geldiği için reddederken bulmamız ne kadar mantıklı? Daha heyecan verici insanların peşine düşmemizin nedeni hayatın onlarla güllük gülistanlık geçeceğine inanmamız değildir; böyle ilişkilerde hüsrana uğrama tarzlarının insanın içini rahatlatacak kadar tanıdık olacağına dair bilinçdışı bir histir.
Şaşkınlık verici bir labaratuvar hayvanına bakar gibi seyrediyordum onu. Allahım, bir insan halinden nasıl bu kadar memnun olabilirdi! Hadi o olabiliyor diyelim peki benim gibi beceriksizlerin kabahati neydi? O, hastane bilekliği, bayat kruvasanı ve antibiyotikli göz damlasıyla pür neşeyken, hayat bana niye işkenceydi?
Sürekli değişen bir gökyüzünün altında durduğunuzu hayal edin bazen berrak ve masmavi bazen bulutlu ya da fırtınalarla çalkalanıyor. Havayı sürekli açık tutmayı, bulutları yok etmeyi, sonsuz güneş ışığı dilemeyi denediniz. Ama gökyüzü sizin ne istediğinizi umursamaz. O ne yapacaksa yapar siz isteseniz de istemeseniz de. Havanın nasıl olacağını değiştiremezsiniz. Ama sizi nasıl etkilediğini değiştirebilirsiniz.