İnsan kimi sevmezdi? Sevilmeyi hak etmeyecek kadar kötüleri mi, yoksa kendisini sevmeyenleri mi? Hem birini iyi ya da kötü yapan neydi? Fıtratı mı? Kaderi mi? Yoksa ona bakıp nasıl bir insan olduğuna karar verenler mi? Mutluluk öyle bir şeydi ki herkese yakışıyor, gülümserken pek az kişi kötü olabiliyordu.
İnsan rüyasında çocukluğunu görüyorsa, büyürken bir şeyleri yanlış yapmış demektir bence. "Yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil yaşamayı başarmış bir çocuktur." diyor ya Ursula K. Le Guin. Ölmeyeceksek bari efendi gibi büyüyelim. Ama nerede? Başımızı kuma göme göme.. Biz büyüdük ve bütün kahramanlar öldü işte! Temiz defterler karalandı, saatler hep ileri ayarlandı. Bu yüzden insan geçmişin sırlı perdesine baktıkça, çocukluğunu değil, kaybolan masumiyeti özlüyor belki de.