Toplum çürümeye başladığında insanlar doğruyu söylemekten çekinir, yanlışa ses çıkarmamayı alışkanlık haline getirir. Zamanla adalet unutulur, çıkar her şeyin ölçüsü olur. Oysa çürümenin en büyük belirtisi, haksızlığa alışmak ve onu normal görmekten başka bir şey değildir. Farkında olmak, sessiz kalmamak en büyük direniştir.
Bazı kitaplar vardır; okurken içinizden "Keşke herkes okusa" dersiniz. Nietzsche Ağladığında tam da böyle bir eser. Öyle derin ve yoğun bir tat bırakıyor ki Nietzsche’yi bir yandan hayranlıkla seviyor, bir yandan da ona acıyorsunuz. Hatta onun zamanına gidip içtenlikle sarılmak istiyorsunuz. Her yönüyle eşsiz bir yolculuk.