İstedikleri kadar sahilin ya da Amazon ormanlarının en uzak köşesinde olsunlar, ülkede kalanların bakışlarından kaçamazlar. Akraba takımı, onları sürekli biçimde izler ve kendi gözleriyle değerlendirir.
İnsanoğlu bu şaşkınlığından ne zaman vazgeçer? Ne zaman uyanır? Bilgelik yolunu ne zaman bulur?
Gözün akı, aynı göz kapağının altında, gözün karası ile bir arada yaşamayı reddederse, düşünebiliyor musunuz, neler olur?
Biz, 20. yüzyılın insanları, hep eleştirmedik mi bizden önce gelenleri?
Hep gururlanmadık mı, eskilerin zamanında kimsenin bilmediği buluşlarımızla?
Cerrahlarımız hasta bir organı iyileştirebiliyor ve biz, kalkıp övünüyoruz
Bir insanın acılarını dindirmiş olmakla, sonra da toplarımız, binleri kırıyor öbür yanda!
Ne gereği var bilimin, bilgiyi ilerletmenin, bizi savaşa hazırlamaktan başka bir işe yaramayacaksa !
"Bazı durumlarda - ki bu da onlardan biri- yanlış hükümler vermemek için, hoş sayılmayacak sorular bile gerçeğe ışık tutacak, rezaleti öldürecekse, mutlaka sorulmalıdır! "