Figen Kumral Dedeoğlu

Figen Kumral Dedeoğlu
@Figenkum
Gülümsemek, bir bilinç halidir.
Zamane
Puan vermedi·104 syf.··
2026 2. kitabı
100 sayfalık bir kitap. Hemen okunan sade bir dile sahip ancak sindirmek ve özümsemek uzun bir süreç istiyor. İçindekiler: “TÜRKİYE ADALETLİ BİR YER DEĞİL” 11 SÜREÇLER 13 DİNLEMEK, İŞİTMEK 15 VAROLUŞ SUÇLULUĞU 18 TOPLUMSAL DEĞİŞME 22 ÖZERK İNSAN 24 ŞEYLER DÜNYASI 29 KİMLİK SORUNLARI 34 OTORİTE VE ÖFKE 37 ÜÇ BEYİNLİ İNSAN 40 ÇÖZÜLEN DEĞERLER VE UMURSAMAZLIK 45 AİDİYET DUYGUSU 49 DEPRESYON VE SIKIŞMIŞ KIZGINLIKLAR 52 ÇOCUK YALNIZLIĞI 56 KORKU 60 KOLEKTİF REGRESYON 62 PERSONA VE GÖLGE 70 GÖLGENİN BAŞKALDIRISI 73 SIRADIŞI DAVRANIŞ SALGINLARI 80 ENSEST 84 AHVALİMİZ 90 Beni en çok etkileyen kısımlarından ilki değerlerimizi kaydediyoruz dediğimiz ancak bunu tam bir nesnelliğe oturtamadığımız kısmı Geçtan çok açıklayıcı örneklerle anlatmış.iyi okumalar
ZamaneEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20201,542 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·271 syf.··
2025 16. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 13:37
Kitabın anlatımı oldukça yalın hızlı okunabiliyor. Eğitim ile ilgili düşünürlerin düşüncelerini açıklıyor ve sonra bu düşünürler eğitim hakkında düşünmemize nasıl yardımcı olabilir? Gibi bölümler var. Ayrıca, eğitim gerçekten ekonomik hedefleri olan faydacı ve meşru mudur? Buna sorguluyorsunuz. Kitapta adı geçen düşünürlerin isimlerini paylaşayım. 1) Sokrates 2) Aristoteles 3)Thomas Aquinas 4) Michel de Montaigne 5) John Locke 6) Jean Jacques Rousseau 7) İmmanuel Kant 8) Friedrich Nietzche 9) John Dewey 10) Hannah Arendt Bu düşünürlerim eğitim hakkındaki düşünceleri oldukça derin, kitap aslında günümüze de ışık tutarak kısa bir bilgilendirme gibi düşünülebilir. Günümüze gelinceye kadar dünyada ülkeler bu düşünürleritemel alınarak eğitim sistemleri geliştirilmiş bunu fark ettim. Özellikle yeni nesil eğitim modeli dediğimiz kavramlar, erdemlerin yaşantıya geçirilmesi ya da daha yaratıcı öğrenme modeli diye düşündüğümüz 21. Yüzyıl eğitim sistemleri diye adfettiğimiz modeller, sistemler ve Sokrates’le başladığını görmekteyiz. Mantık biliminin kurucusu Aristoteles ise eğitimde boş zaman kavramını över. Boş zamana sahip bireylerin olduğu devletlerin daha sağlıklı devletler olduğunu belirtir. Ancak, 19. Yüzyılla birlikte eğitim devletlerin ihtiyacına uygun birey yetiştirme haline gelen kurumlar olagelmiştir. Thomas Aguinas ise eğitimde erdemleri uygulama sahasına sokan ilk eğitimci olarak anılır. Nietzsche’nin eğitim üzerine düşüncesi ise Nietzsche, özellikle “sürü ahlâkı” ya da “köle ahlâkı” diye tanımladığı, insanların kendi mutsuzluklarını başkalarına yönelterek yaşadığı bir zihniyeti eleştiriyor. Bu zihniyetin temelinde “ressentiment” (kin, kıskançlık, öfke, içten içe gücenmişlik) var. Nietzsche’ye göre bu duygu: İnsanların kendi başarısızlıkları için başkalarını
Ne İçin Eğitim?Nicholas Tate · Çizgi Kitabevi · 201820 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 12. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2025 15:14
Aristoteles’in düşünce sistemi, varlıkları dört neden (madde, form, fail ve erek neden) ile açıklayan doğa felsefesine dayanır. Ona göre bir şeyi bilmek, onun nedenlerini bilmekle mümkündür. Bu yaklaşım etik anlayışının da temelini oluşturur: Her varlık gibi insan da belli bir amacı gerçekleştirmek üzere vardır ve bu amaç, insan doğasına özgü olan “akla uygun yaşamak”tır. İnsanın potansiyelini gerçekleştirmesi, Aristoteles’in entelechia adını verdiği kavramla açıklanır. İnsanın özü akıl olduğu için, bu potansiyel de akılla yaşamakla gerçekleşir. Bu yaklaşım, etikle siyasetin neden birbirinden ayrılamayacağını da açıklar: Çünkü iyi bir birey olmak, aynı zamanda iyi bir toplum düzeni içinde var olmaktan geçer. İyi bir siyasetçinin görevi, bireylerin erdemli bir yaşam sürebileceği bir toplumsal düzen kurmaktır. 2. Erdem, Eylem ve Mutluluk Aristoteles’e göre etik, teorik değil, pratik bir uğraştır. Erdemli olmak, bir dizi soyut bilgiye sahip olmak değil; belli bir şekilde yaşamayı alışkanlık haline getirmektir. “Ne doğuştan erdemli doğarız ne de doğuştan kötü,” der Aristoteles. İnsan, doğası gereği erdemleri edinmeye uygundur fakat bu erdemleri kazanmak ya da yitirmek alışkanlık yoluyla olur. Eylem ve alışkanlık, erdemin yapı taşlarıdır. Cesaret, ölçülülük gibi erdemler ancak eylemle, tekrarla kazanılır. Dolayısıyla erdem, sadece bir niyet değil, bir eylem tarzıdır. Kişi ancak tutkularını aklın rehberliğine teslim ettiğinde ve akılla yönetilen tepkiler verdiğinde erdemli olabilir. Bu, Stoacı düşünceyle de kesişir: Marcus Aurelius, başına talihsizlik gelmemiş insana acıdığını çünkü erdemlerini test etme fırsatı bulamadığını söyler. 3. İrade, Bilinç ve Ahlaki Sorumluluk Aristoteles iradeyi, salt bir istekten ayırır. Ona göre phronesis (pratik bilgelik), düşünce ve
Nikomakhos'a EtikAristoteles · Bilgesu Yayıncılık · 20071,465 okunma
Cahil Hoca Kitap İncelemesi
Puan vermedi·144 syf.··
2025 15. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 16:34
Kitabın adına kanmamak gerekir. Kitap, zekâların eşitliğini savunuyor ve buna “Evrensel Eğitim” adını veriyor. Ayrıca bir öğretmenin, ne kadar çok açıklama yaparak öğretmeye çaba harcarsa, bunun düşünmeye ve öğrenmeye o denli engel olacağını ve bu açıklamaların üstüne çıkılacak bir öğrenmenin gerçekleşemeyeceğini savunuyor. Öğretmeye çalışırken öğrenmelerine engel mi oluyoruz? Kitap, öğrenmenin öğretmekten çok, öğretmenin rehber olması gerektiğini savunuyor. Kitabın bazı bölümlerinde sıkılsam da, öğretmen olarak bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Özellikle de “açıklama yaptıkça öğrencilerin öğrenmelerine engel oluyoruz” kısmı çok vurucu oldu. Çünkü “bir öğretmen bir konuyu ne kadar iyi açıklarsa, o kadar iyi öğretir” kalıbına farklı bir açıdan bakmamı sağladı.
Cahil HocaJacques Ranciere · Metis Yayıncılık · 20233,097 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2025 13. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2025 14:50
Felsefe sadece kavramsal bir uğraş mıdır? Yoksa aynı zamanda bir yaşam biçimi midir? Yaşam İçin Felsefe, Pierre Hadot’nun bu soruya verdiği açık ama radikal cevabın izlerini sürüyor: Felsefe, yaşamaktır. Hadot’un bu etkileyici eseri, klasik felsefi metinlere yeni bir gözle bakmayı öneriyor. Ona göre Antik Çağ filozofları—Sokrates, Epiktetos, Marcus Aurelius gibi isimler—felsefeyi salt entelektüel bir etkinlik olarak değil, insanın kendini dönüştürme çabası olarak görmüşlerdi. Felsefe onlar için “ruhani alıştırmalar”la şekillenen bir yaşam biçimiydi. Kitap boyunca Hadot, bu alıştırmaların yalnızca zihni değil, duyguları ve hayal gücünü de kapsayan bütüncül bir varoluş biçimine yöneldiğini savunuyor. Hadot’nun düşüncesi, Wittgenstein’ın “yaşam biçimi” kavramından Heidegger’in “otantik varoluş” anlayışına, hatta Budizm ve Stoacılığa kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kucaklıyor. Özellikle Platon’un diyalog biçimini bir hakikat arayışı olarak yorumlaması, teorinin yaşamdan sonra geldiğini vurgulaması oldukça dikkat çekici. Ona göre filozof olmak, sadece düşünmek değil; düşüncenin biçim verdiği bir hayat yaşamaktır. Kitap, Kağan Kahvecioğlu’nun titiz çevirisiyle Türkçeye kazandırılmış. Röportaj formatındaki anlatı dili samimi, sade ama derin. Felsefenin anlaşılması güç teknik bir alan olmaktan çıkıp gündelik hayatta karşılığı olan bir uğraş haline geldiğini gösteriyor. Bilgiyle dolu olmak değil, bilginin bizi ve dünyayı nasıl dönüştürdüğü esas meseledir. Hadot’nun felsefeye yaklaşımı, akademik felsefenin çoğu zaman gözden kaçırdığı bir şeyi hatırlatıyor: Felsefe, yaşamak içindir. Bu kitap da yalnızca düşünmek isteyenler için değil, daha anlamlı yaşamak isteyenler için yazılmış.
Yaşam İçin FelsefePierre Hadot · Ayrıntı Yayınları · 202476 okunma