Aristoteles’in düşünce sistemi, varlıkları dört neden (madde, form, fail ve erek neden) ile açıklayan doğa felsefesine dayanır. Ona göre bir şeyi bilmek, onun nedenlerini bilmekle mümkündür. Bu yaklaşım etik anlayışının da temelini oluşturur: Her varlık gibi insan da belli bir amacı gerçekleştirmek üzere vardır ve bu amaç, insan doğasına özgü olan “akla uygun yaşamak”tır.
İnsanın potansiyelini gerçekleştirmesi, Aristoteles’in entelechia adını verdiği kavramla açıklanır. İnsanın özü akıl olduğu için, bu potansiyel de akılla yaşamakla gerçekleşir. Bu yaklaşım, etikle siyasetin neden birbirinden ayrılamayacağını da açıklar: Çünkü iyi bir birey olmak, aynı zamanda iyi bir toplum düzeni içinde var olmaktan geçer. İyi bir siyasetçinin görevi, bireylerin erdemli bir yaşam sürebileceği bir toplumsal düzen kurmaktır.
2. Erdem, Eylem ve Mutluluk
Aristoteles’e göre etik, teorik değil, pratik bir uğraştır. Erdemli olmak, bir dizi soyut bilgiye sahip olmak değil; belli bir şekilde yaşamayı alışkanlık haline getirmektir. “Ne doğuştan erdemli doğarız ne de doğuştan kötü,” der Aristoteles. İnsan, doğası gereği erdemleri edinmeye uygundur fakat bu erdemleri kazanmak ya da yitirmek alışkanlık yoluyla olur.
Eylem ve alışkanlık, erdemin yapı taşlarıdır. Cesaret, ölçülülük gibi erdemler ancak eylemle, tekrarla kazanılır. Dolayısıyla erdem, sadece bir niyet değil, bir eylem tarzıdır. Kişi ancak tutkularını aklın rehberliğine teslim ettiğinde ve akılla yönetilen tepkiler verdiğinde erdemli olabilir. Bu, Stoacı düşünceyle de kesişir: Marcus Aurelius, başına talihsizlik gelmemiş insana acıdığını çünkü erdemlerini test etme fırsatı bulamadığını söyler.
3. İrade, Bilinç ve Ahlaki Sorumluluk
Aristoteles iradeyi, salt bir istekten ayırır. Ona göre phronesis (pratik bilgelik), düşünce ve