"Biçimsel çabanın şairi veya edebiyatçısı olduğu gibi, akademisyeni de olabilir. Umberto Eco diyoruz, şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki biçimsel çabanın hem edebiyatçısı hem de akademisyenidir. Ama yenilikçi mi? Sıradanlığı aşan, bizi günlük dünyamızdan kurtaran hamlelere sahip mi? [...] Eco, bir düzenin devam ettiricisi çoğu anlamda. Kısacası standart menünün üzerine gelişigüzel serpilmiş bir baharat gibidir yaratıcılığı."
"Sanırım öyle bir noktaya geldik ki, sanat ve zanaatı ayıralım derken tamamen bir ve aynı kıldık. Ama yine de bir tercihin var senin. Ahmet Mithat yerine Orhan Pamuk diyerek tercih yapabiliyorsun, bu seçimini sanırım "yarar her yerde" diyerek değiştiremedim ve değiştiremem de. Zanaat ile sanatı, dolayısıyla toplum içincilerle sanat içincileri eşledik birbirine. O zaman nedir bu iki insanın farkı?"
"Yani şunu diyorum kısaca: aşk içteki boşluk ve aynı zamanda bu boşluğu doldurma heyecanıdır. Bu sadece karşı cins değildir dolayısıyla, biri hakikate vurulur, biri tanrısına bağlanır yine de en somut ifadesi karşı cinstir sanırım. Ya da aynı cinsidir, ayrımcılık yapmayalım. Çünkü karşıda bir figüre, güçlü ve iradesi olan bir figüre bağlanmak, kendine yenilgiler yaratmak demektir. Sen iradesizleştikçe karşıdaki güçlenir ve aşkın kamçısı böyle böyle irileşir. Ama dediğim gibi, genelde sanatçı bir noktada direksiyonu işine kırıverir. Belki bunun bir sebebi de sanatçı dediğinin önce kendine dönük ve kendiyle sevişen yapıda olmasıdır."