Ve durup dururken "Hadi" dedi İsmail'e.
"Bul bakalım kafiyelerini: Âh."
İsmail bir çırpıda saydı: "Râh, ervâh, gâh, tecelligâh, agâh, nigâh, ikrâh, iflâh..."
Biraz düşündü, ekledi:
"Günâh da âh'la kafiyelidir. O da siyâh'la, simsiyâh'la, vâh'la, eyvâh'la.
Lâkin hepsi de Allah'la. Âh'tır kafiyelerin en güzeli."