Kaderin iki yüzünü de hor görebilmek ne zaman nasip olacak bize? Bütün duygular ezilip onlara hükmettikten sonra “Yendim işte!” diye haykırmak ne zaman nasip olacak! “Kimi mi yendim?” diye soruyorsun. Persleri ya da Medlerin en uzak soylarını veya Part yurdunun ötesindeki -varsa eğer- cenkçi bir halkı yenmedim ben. Para tutkusunu, mevki hırsını, fatih milletleri fethedenlerin çektiği ölüm korkusunu yendim ben.
Bilge, kaderini erdemi sayesinde yener; bilgeliğini ilan eden birçokları küçücük bir tehdit karşısında çok zaman dehşete düşerler. Hata ettiğimiz nokta şu: Bilgeden de, bilgelik yolunda olan kişiden de aynı şeyi bekliyoruz.
Hangi yük altında olursa olsun dimdik kalır. Hiçbir durumda küçülmez. Katlanılması gereken hiçbir olaydan yılmaz. Çünkü bir insanın başına gelebilecek her şeyin kendi başına gelmesinden yakınmaz. Kendi gücünü bilir, kendi yükünü taşımak için var olduğunu bilir.
Bir şeyin kötü ya da iyi olduğunu maddi koşullar değil, erdem belirler: Erdem nerede görünürse görünsün, orada her şeyi aynı değerde ve aynı ölçüde kılar.