Ben ümitsiz aşklar için yaratılmışım
Ayrılıklar için, sonsuz kederler için
Ne zaman ta derinden sevsem bir kadını
Ezilmeli yeni açmış gülleri kalbimin
En güçlü zehir olmalı aşk dediğin
Alkol gibi damarlarıma yürümeli
Sarmalı her yanımı gece olunca
İçimde bir çıbancasına büyümeli
İnsan sevince her gün bir kez ölmeli
Her gün bir başka yerine saplanmalı o kurşun
Yollara düşmeli, perişan deli divane
Erimeli potasında o garip var oluşun
Artık uzak bir anıdır huzur ve sükun
O büyük yangın başlamışsa yürekte
Bir gün gelir de bu çaresizliğin
Aranır bütün tesellisi ölmekte
O yerde sevilmek de yalan sevmek de
Nereye baksan dizboyu karanlık
Boşuna bir ışık arama göklerde
Her şeyinle aşkın içindesin artık
Böyle gitgide derinlere çeker o bataklık
Orada ölümsüz olur nice kara sevdalı
Sevmek, hiç sevilmeden; korkunç güzel
Aşk dediğin karşılıksız olmalı.
Kintsugi, kırılmış bir eşyayı altın tozu ile onararak tamir etme sanatıdır. Kırık bölümleri altınla daha da belirginleştirerek yarayı tekrar hatırlatmayı amaçlar çünkü yaralar değerlidir. Eşyanın tabiatında kırılma olduğunu, bunun o eşyayı daha değerli kılabileceğini çünkü orada yaşanmışlığın izlerinin bulunduğunu düşündürür. İnsana dair çok şey söyler bu felsefe; acı çekmiş, kırılmış, hatalar yapmış insanlar aslında değer kaybetmez, kazanır. Çünkü bundan bir anlam çıkarmış, olgunlaşmış olarak yoluna devam etme şansına sahip olur. Nasıl ki eşyayı değerli kılan “yeni” olması değilse bireyi değerli kılan da “yarasız” olması değildir, yaşanmışlığıdır. Yaşamaya dair hikayelerimizi buluruz orada.“Yara izi” hediyedir. Onarma yeteneğimizi keşfetmemize imkan sağlar. “Yara izi” bizi güçlü kılar. O yara tam olarak benliğimizdir. Eşya bahanedir.