Nedir çarpılmak? Kötürüm olmak mı?
Çarpılmanın tanımı şu olsa peki: farkındalık arttıkça aynı paralelde artan hassasiyetler silsilesi..
Ruhsal buhranların ve sonsuz hüzünlerin; fiziksel noksanlıklardan çok daha ağır hassasiyetler oluşturmasına başka nedir?
hayatın bu kadar anlamsız ve türdeşlerinin bu kadar acımasız ve kör olduğunun farkında olmak, bu farkındalığın oluşmasının hassasiyeti ile iyice ötekileşmek..
ve..
kötü bir şey olmamakla beraber yalnızlaşmak iyice..
soyutlamak kendini olabildiğince fazla..
şayet çarpılmak varsa budur sanırım makul insan için..
yoksa o çok iğreti duyduğumuz cehaletin bile bu farkındalıktan üstün(!) tarafları vardır...
Bilinçli insanların yapmaya korktukları neredeyse herşeyi yapmak için, delice cesaret gibi.. Hüzünlenecek kadar bile derinleşmemek gibi.. ayakların yalnızca kuma değdiği yerlerde yüzmek ama bir okyanusta yüzermiş kadar keyif göstermek gibi.. Söz konusu göstermek olunca; yediğini,içtiğini, giydiğini-çıkardığını, yaptığını-yapmak istediğini, olanı-olmayanı.. varolmak için bu tüketim çağında, her ortam ve fırsatta sergileyebiliyorken; kendi iç dünyasından bile kaçmak gibi..
Mütemadiyen insanları üzmenin, bir canlıya zarar vermenin.. kendi iç hesaplaşmalarında-vicdanında bir karşılığının olmaması gibi.. Çok sonraları karşısında kim olduğuna, yakınlığına ya da ona kattıklarına bakmaksızın, bütün birikmişliğin, zihinsel kirliliğin -üzerine pek düşünmeden- bir celse de boca edilmesi gibi..
Nedir çarpılmak? Kötürüm olmak mı?
Kendini tanımadan ölmek mi?