Fakir BAYKURT - Eşekli kütüphaneci
Fakir Baykurtun ölmeden önce ki son ve gerçek bir yaşanmışlığı yazdığı roman Eşekli Kütüphaneci . 1940 lı yıllarda Anadolu topraklarında yaşayan kütüphane memuru Mustafa GÜZELGÖZ'ün, memleketinde ki insanların kitap okuma oranını artırmak, bilinçlenmelerini sağlamak amacı ile verdiği mücadeleyi ,kütüphaneler inşa etmesini, eşekler ile köylere kitap taşımasını , okunacak kitaplar bulmak için çabalamasını, kadın, çocuk ve erkek herkesin okuması için verilen emeği konu alınıyor romanda . Gerçek bir hikaye olması beni daha da etkiledi. İmkansızlıkların içinde verilen her mücadeleye çok saygı duyuyorum.
Beni şu düşündürüyor ki elimizde imkanlarımız varken okumuyoruz okuyamıyoruz çünkü gerçekten herşey de olduğu gibi kitabı da keyif almak için okuyoruz sadece.
Kitap okumayı seven hatta sevmeyen de bu kitabı okumalı diye düşünüyorum. Kitabın Kitap Sevgisi Nedir başlığında yer alan kısım çok hoşuma gitti, hiç bu şekilde düşünmediğimi fark ettirdi bana. 42. sayfanın ilk paragrafında "Kitap sevgisi diye bir sevgi vardir sanırım. Ana sevgisi, kardeş sevgisi, yâr sevgisi gibi bir sevgi. Bu sevgi insanın içinde doğuştan mıdır? Yoksa sonradan mı uyanır? Bunu bilmiyorum. Daha doğrusu, ben şöyle inanıyorum: Kitap sevgisi de bütün öbür sevgiler gibi doğuştan vardır; ama uyuyordur. Onun zamanı gelince uyandırılması gerekir." diye bir cümle geçiyor. Aslında bu sevgiyi ortaya çıkarma becerisini kazanmamız için emek vermemiz gerekiyor. Çoğu kişi kitap okumayı sevmiyorum diyor, aslında kitap okumayı sevmediğini düşünen herkes, içindeki kitap sevgisini bulmalı, büyütmeye çabalamalı ki gelişebilelim toplum olarak.
Rahatsız olduğum ise romanda, karanlıkta kalmak isteyenlerin dini bir araç olarak kullandığı üzerine bir kaç kısım geçiyor , evet