Karnım doyardı, ısınırdım, Binbaşı Bey'in yumuşacık koltuğuna oturur, Dostoyevski 'yi okurdum. Ya da Gorki' yi. İnsanın karnı tok, sırtı pek oldu mu başkalarının yoksulluklarını okuması, merhamete gelip iç çekmesi ne tatlıdır.
Ama öte yandan, sabahları doğan güneş güzel bir günü vaat ettiğinde, " İşte yine insanların birbirlerine zehir edebileceği bir nimeti bağışlıyor gökyüzü!" diye haykırmaktan kendimi alamıyorum.