Yol bir dönüm noktasıyla, yol ayrımıyla başlar. Oradayken durup hangi yönü takip edeceğinizi düşünebilirsiniz. Fakat düşünmekle çok zaman harcamayın, yoksa o noktayı asla bırakamazsınız. İlk adımınızı attığınız andan itibaren, o dönüm noktasını, yol ayrımını sonsuza kadar unutun yoksa kendinize daima şu faydasız soruyla eziyet edersiniz: “Acaba doğru yolu mu seçtim?”
Yol sonsuza kadar sürmez. Yolda bir süre seyahat etmek bir nimettir, fakat bir gün yolun sonu gelecektir, bu nedenle onu her an bırakmaya daima hazırlıklı olun. Hiçbir şeye çok alışmayın. Ne mutluluk sarhoşu olduğunuz saatlere, ne de her şeyin çok zor göründüğü ve gelişimin çok yavaş olduğu, bitmeyecekmiş gibi görünen günlere. Er ya da geç bir meleğin ortaya çıkacağını ve yolculuğunuzun bir sona varacağını unutmayın.
Yolunuzu onurlandırın. Bu sizin seçiminizdi, sizin kararınızdı. Ayak bastığınız toprağa saygı duyarsanız, toprak da sizin ayaklarınıza saygı duyacaktır. Her zaman yolunuzu muhafaza etmek ve sürdürmek için en iyisi ne ise onu yapın, yol da sizin için aynısını yapacaktır.
İyi donanımlı olun. Küçük bir tırmık, kürek ve çakı taşıyın. Çakıların kuru yapraklar için bir işe yaramayacağını, tırmıkların ise köklü bitkiler için bir işe yaramayacağını anlayın. Her ânınızda, hangi aleti kullanacağınızı iyi bilin.
Yol hem ileri, hem geri gider. Bazen geri dönmeniz gerekir çünkü ya bir şey kaybolmuştur ya da iletmeniz gereken bir mesaj cebinizde unutulmuştur. İyi bakılmış bir yol size büyük zorluklar çıkarmadan geriye dönme imkânı verir.
Etrafınızdakilerden önce yolunuzla ilgilenin. Yol kenarındaki kuru yapraklar, ya da başkalarının kendi yollarıyla nasıl ilgilendiği sizin dikkatinizi dağıtmasın. Enerjinizi sizin adımlarınızı kabul eden toprağın bakımı ve muhafazası için kullanın.
Sabırlı olun. Bazen