Bir yol var önümde... Bazen sisli, bazen güneşli, bazen bulutlu, bazen yağmurlu. Bu yolun yönünü kim belirliyor? Ben mi dengeliyorum adımlarımı, yoksa çevremdekiler mi? Çok düşünmek mi güneşi çıkarır, yoksa "Aman boşver" deyip geçmek mi doğru olan? Bu dengeyi nasıl kuruyorlar?
Yürürken hissediyorum; ayaklarım dikenlere batıyor. Canım acıyor, yavaşlıyorum. Ama geriye dönüp baktığımda, arkamda çiçek bahçelerinin açtığını görüyorum. Bu nasıl mümkün? Dikenlerin arasından geçerken nasıl oluyor da güzellikler bırakıyorum geride?
Belki de hayat, tam da bu: Acıyla, belirsizlikle, mücadeleyle ilerlerken, farkında bile olmadan bir şeyleri güzelleştiriyoruz. Belki güneşi çıkarmanın sırrı çok düşünmekte değil; bazen sadece yürümekte. Bazen sisin içinden geçmekte, bazen yağmurda ıslanmakta.
Yol her zaman düz değil, her zaman kolay da değil. Ama arkamızda bıraktığımız izler, başkalarına umut olabilir. Ve belki de dengenin sırrı, yolun her halini kabullenmekte saklıdır