Filiz Gokkaya

Filiz Gokkaya
@FilizGokkaya
İnsan öncelikle ve ivedilikle kendinden özür dilemeli Belki sonra başkalarından diler, ama once kendinden başlamalı önce kendinden..."
Neden nankörler bazı insanlar Batirdigi dikenleri toplamadan çiçekler açsın istiyorlar Hemde dikeni ciğerine kadar batirdiktan sonra
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bir yol var önümde
Bir yol var önümde... Bazen sisli, bazen güneşli, bazen bulutlu, bazen yağmurlu. Bu yolun yönünü kim belirliyor? Ben mi dengeliyorum adımlarımı, yoksa çevremdekiler mi? Çok düşünmek mi güneşi çıkarır, yoksa "Aman boşver" deyip geçmek mi doğru olan? Bu dengeyi nasıl kuruyorlar? Yürürken hissediyorum; ayaklarım dikenlere batıyor. Canım acıyor, yavaşlıyorum. Ama geriye dönüp baktığımda, arkamda çiçek bahçelerinin açtığını görüyorum. Bu nasıl mümkün? Dikenlerin arasından geçerken nasıl oluyor da güzellikler bırakıyorum geride? Belki de hayat, tam da bu: Acıyla, belirsizlikle, mücadeleyle ilerlerken, farkında bile olmadan bir şeyleri güzelleştiriyoruz. Belki güneşi çıkarmanın sırrı çok düşünmekte değil; bazen sadece yürümekte. Bazen sisin içinden geçmekte, bazen yağmurda ıslanmakta. Yol her zaman düz değil, her zaman kolay da değil. Ama arkamızda bıraktığımız izler, başkalarına umut olabilir. Ve belki de dengenin sırrı, yolun her halini kabullenmekte saklıdır
1000Kitap
Piraye seyir defteri
Bugüne kadar, her gün bıkmadan usanmadan aynı rolü oynadın ‘yaşamım’ dediğin sahnede. O anlattığın hikâyedeki Mina rolünü oynadın. Ama o senin gerçeğin değil, kuşandığın bir rol sadece. Bu hikâye bitti... Bu oyun, bu rol bitti. Yarından itibaren gerçekte ne isen, onu bulman ve o olman için yürüyeceğiz birlikte.”
Alıntı
Puan vermedi
Başkaları için kendini kaybetmek mıdır aşk Birisinden neden kaçırırız gözlerimizi? Utançtan olabilir, suçluluk duygusundan olabilir... Peki neden utanıyorum ki ben? Benim utanacağım ne var? O utansın! Bu kadar iyi niyet, bu kadar sabır, bu kadar sevgi, bu kadar anlayış... Tekrar bakıyorum aynada kendime zorlayarak; yine o nefesin kesilme hissi, boğulma hissi... Oradaki her ne ise boğuyor beni. Zavallılığın boyutları öylesine büyümüş ki gözlerimde; bunu temizlemek ve o surata tümüyle hâkim olmuş, gitmemecesine oturmuş çaresizlik ifadesine tahammül edebilmek zor, çok zor... Bakmamak en iyisi. Bu gördüğüm kişi ile ne halt edeceğini, ne halt edilemeyeceğini bilmeden, onu kabul etmek zorunda olduğunu bilmek... Kesiliyor tabii nefes, “Geber!” dercesine. Sebep bu olsa gerek. Ne bileyim... Sahi neden bakamaz insan birinin gözlerine? Acımak olabilir mi? Hani öyle acı içinde bir varlık vardır ki, bakamazsın gözüne, utanırsın kendinden. Bu mu sebep? Peki o zaman kim bu benim acımdan utanan ya da acısına bakmaya katlanamadığını, kim
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,1bin okunma