Ne olup bittiyse, oldu ve bitti. Söylemesi kolay dense de hakikat bu. Tek çare biziz, ne öteki ne başka bir şey. Dino’nun mektuplarında geçer: “Ne iğne, ne hap, ilaçların ilacı sensin.” Ne güzel söylemiş. Kendimizde daha fazla güç bulduğumuz bir hafta olsun. Her şeye rağmen.
Abidin DinoGüzin Dino - Abidin Dino Mektupları ☘️
Her şey ne kadar da birbirine girmiş, her yer ne kadar da kalabalık. Böyle böyle yakınıp duruyoruz etrafımızdan. Her şey, diyoruz. Her şey karmakarışık: "'Belki,' diyor, 'karışık olan sensin. O zaman hayatın da öyle olur.'" Belki de öyledir. Belki de karmakarışık olan, gürültü çıkaran bizizdir ve farkında değilizdir. Durup bir an düşünelim,
Tove DitlevsenBağımlılık ☘️
Kaybolmak başka da, nereye gideceğini bilmemek... Epey yıkıcıdır. Döneceği bir evi olmamak ya da, kendine bile dönememek: "'Bir kaçabilsem! Nereye gideceğimi bir bilebilsem!' diye tamamladı Konsolos, sesi tutku ve acıyla titreyerek .. 'Kendimizden kaçmanın,' diye çıkardı kıssadan hisseyi, "ne anlamı var?'" Sahi, kendinden kaçabilir mi insan?
Malcolm LowryYanardağın Altında ☘️
Zaman mı iyileştirir yoksa unutmak mı? Unutmaksa, unutmak için de zaman gerekmez mi? Bilinmez. Herkesin kendi hikâyesi herkesin kendi yarası... Sonat Yurtçu bir öyküsünde, "Zamanın da hiçbir yarayı kapattığı görülmemiştir. Sadece bazı unutkanlıkları her şeye ilaç saymakla yetiniriz," der. Yetinmekse yetinmek. Yaraları kaşıyıp durmaktansa unutmayı ilaç saymayı yeğlemeli.
Sonat Yurtçu☘️