"Seni sanki olağanüstü bir şey söylemişsin gibi güldüren, yüksek sesle söylediğin uygunsuz kelimelerle olan düşkünlüğünü izlerdim( ama bu aynı zamanda senin yaşam gücünün beni utandıran bir dışavurumuydu)."
Dairenin kapısı çaresiz bir çoçuk gibi yüzüme bakıyor. Kapının bu terk edilmiş hali hüzün veriyor bana. İçimden, çok derinlerden gelen o bildik sancıyla irkiliyorum. Defalarca mücadele ettiğim, yendiğimi sandığım ama olaylar durulup kendi başıma kaldığımda, yüzeye çıkan o sinsi acı ele geçiriyor benliğimi. Aynı burgu, aynı çaresizlik, aynı dizginlenemez özlemle kıvranıyorum. Akla mantığa sığdıramadığım, çözümleyemediğim, çözümlediğim zaman da işin içinden çıkamadığım bir durum bu.