Eğer bana o zamanlar "Haydi, sen de cepheye git ve öl, o zaman savaş bitecek ve çocuklar da aç kalmayacak" deselerdi, hiç tereddüt etmeden giderdim cephede ölmeye.
Bazıları uğradıkları felaketi pek çabuk unutarak yeni bir yola girmekte hiç tereddüt etmediler. Bazıları ise geçmişten kopamadı, kopma gücünü kendinde bulamadı ve umutsuzca çırpınıp durdu olduğu yerde.
Yolda rahat rahat konuşalım diye beni atına bindirdi, kendisi ise yanında yürümeye başladı. Ama konuşamıyorduk, aramıza yerleşen dev bir sessizlik konuşmamıza engel oluyordu sanki. Oysa birbirimize söyleyeceğimiz şeyler öyle çoktu ki... Ağzımızı açamıyorduk, bir tek kelime söylemek için sonsuz bir çaba göstermeniz gerekiyordu.