Herkesin doğumundan itibaren inşa etmeye çalıştığı bir bina vardır. Yığarlar tuğlaları üst üste, yalan yanlış, eğri, fark etmeksizin. ( düzgününü de görmedim.) Geri çekilik baktıklarında gurur duyarlar. İşin tuhafı, herkes de hayrandır.
Birisinin ölümüne üzülmek bile, o kimse için bambaşka bir ölüm düşlediğimiz içindir. O nedenle, insan yaşamı yarıda bırakıp, başka bir şekilde çekip gitmelidir.
Ölen kim ise, onun yaşamının müziği cenazesinde çalınmalı, diye düşündü. Çünkü insana doğumundan ölümüne dek bir müzik eşlik eder. Kimi insanların, hareketli ve neşeli; kimilerinin ise durgun ve ara sıra coşkun oluşu, kafalarındaki müziğe ister istemez uymak zorunda oluşlarındandır.
Insanlar bebeğin bilincinin olmadığını ve bu yüzden de acıyı ya da zevki hissedemeyeceğini, dolayısıyla ona bunca özen göstermenin boşa olacağını iddia eder. Peki hayatı tehlikede olan ve bilinci yerinde olmayan hasta yetişkinlere ne kadar özen gösteriliyor? Insan yaşamının her çağında bilimin ve duyguların özenine gereksinim duyan, bakım ihtiyacıdır, bilinç değil.