Ketojenik Diyet ve Kanser
insanoğlunun günümüzdeki yaşam biçimi ile 50 yıl önceki yaşam biçimi ve beslenme koşulları dahi çok farklıdır.
Kanser, bugün maalesef tüm toplumlarda giderek artan bir sıklıkta görülmektedir.
Oysa, ilkel toplumlarda veya medeniyetten uzak olan toplumlarda kanser oranları çok düşüktür.
Geride bıraktığımız 20. ve içinde yaşadığımız 21. yüzyılda, insanoğlunun beslenme düzenindeki en önemli değişiklik, tahıl tüketiminin artmasıdır..
Tahıllar, vücudumuza yüksek derecede insülin salgılatırlar.
insülinin kendisi anabolizan (çoğalmayı teşvik eden) bir hormondur.
Ancak ondan daha da önemlisi şudur; insülin, “IGF-1” olarak bilinen, insülin benzeri büyüme faktörünün salgılamasını da arttırmaktadır.
IGF-1, karşısına çıkan hücrelerin çoğalmasını insülinden daha çok tetikler.
Yapılan araştırma ve çalışmalarda; kanser hücrelerinin yüzeylerinde, normal hücrelere göre çok daha fazla miktarda insülin ve IGF-1 reseptörü (algılayıcısı) saptanmıştır..
Şeker hastalarında gözlemlenen kanser vakası oranı, normal insanlardan 3 kat daha fazladır.
insülin kullanan hastalarda ise bu oran 7 kat daha fazladır.
Ama burada, bizim için çok önemli ve hayati değere sahip olan bilgi şudur; kanser hücreleri de aynı beyin gibi, yağ asidini enerji temininde kullanamazlar.
Ayrıca kanser hücreleri keton cisimlerini de enerji olarak kullanamazlar.
üstelik keton cisimleri bu kanser hücreleri için toksiktir de (yani zehirdir).
çünkü; kanser hücrelerinin yapıları, keton cisimlerini yakıt olarak kullanmak için elverişli değildir.
Yani, kanser hücrelerinin beslenmesi için elde kalan ve ona (kanser hücresine) gerekli olan tek yakıt kaynağı vardır ki o da glikozdur.
Görüldüğü ve bilimsel olarak da açıkladığımız gibi, bol tahılla beslenen insanlarda, kan şekerleri sürekli olarak yüksektir