h̷i̷ç̷ ོ

h̷i̷ç̷ ོ
。゚゚・。・゚゚。 ゚。ɑⵢ̧ƙı  ゚・。・ bulamazsan eğer ömrün yarısı dağınık ve perişan diğer yarısı ah ile pişman geçer!
Karbonhidratlar ve insülin..
Karbonhidratlar ve insülin.. Pankreas içerisindeki beta hücreleri saniye saniye kan şekerini kontrol eder. Hiçbir şeyi ihtimallere bırakmaz. insülin hormonu sayesinde, bünyeye misafir gelen bol glikoza bir yer aranır. Hücre içerisine glikoz öyle rastgele giremez. Aracı olarak insüline ihtiyaç vardır. Ancak stok yerleri sınırlıdır. önce karaciğere ve sonra da kas hücresine başvurulur; “şeker lazım mı?” diye sorulur. Bahsettiğimiz gibi bu iki organda da şeker deposu; glikojen vardır. Ama tabii stokların da bir kapasitesi vardır. Karaciğerde zaten 70 gr glikojen varsa stok olarak şekeri kabul etmez. Eğer kaslarımızdaki stoklarda doluysa bu şekeri ne yapmalı? Her hücrenin bir enerji düzeni var. insülin aracılığı ile başta karaciğere yeniden başvurulur. insülin ayrıca böbrek, beyin, akciğer ve yağ dokusuna ‘’lipogenezis yağ sentezi’’ yapması konusunda emirler yağdırır. Lipogenezis glikozdan yağ sentezleyin komutudur. Glikoz hücre içerisindeki mitokondriler sayesinde bir dizi reaksiyonla serbest ‘’asetil-CoA’’ya, oradan da yağ asitlerine dönüştürülür. Bir gliserol köküne 3 adet serbest yağ asidi bağlanınca bunun adı artık ‘’Trigliserid’dir. Kanda trigliseritler hızla artar. Karaciğer glikojen stokları dolu olduğu için ve glikozun bu yüksek seviyeleri vücut için kabul edilemez olduğundan ‘’lipogenezis’’ aracılığı ile bir gliserol molekülüne üç adet yağ asidi bağlayarak trigliserit oluşturur ve kana geri gönderir. Trigliserid’in asıl depo yeri yağ hücresidir ve depolanmak üzere büyük bir çoğunluğu yağ dokusuna gönderilir. Aşırı Trigliserid üretimi yıllar yılı sürdürülürse; yağ dokusuna ilave olarak hem karaciğer ve hem de pankreas yağ depolayabilir ki böylece karaciğer yağlanması ve pankreas yağlanması da maalesef gerçekleşmiş olur.. Ketojenik Diyet
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Karbonhidratlar..
Biyokimyacılar karbonhidratları molekül özelliklerine göre 3 ana grupta toplarlar. Sindirimle alınan karbonhidratlar bağırsakta parçalandığında, monosakkaritlere bölünürler. Monosakkaritlerden glikoz; kan şekeri olarak tanımladığımız en temel şekerdir. Fruktoz; meyvelerde yoğun olarak bulunan şekerdir. Galaktoz; süt şekeri olarak da bilinen laktozun bağırsaklarda parçalanmasından sonra oluşur. Sükroz sofra şekeridir. Yani bildiğiniz küp şeker veya toz şekerdir. Nişasta; buğday ürünlerinde mısırda, pirinçte ve patateste bulunan büyük bir moleküldür. Nişasta karbonhidratları; amilopektin-A, amilopektin-B ve amilopektin-C olarak üç alt guruba ayrılır. Bu amilopektinlerin sindirimi farklı olduğundan bilinmesinde fayda var. Selüloz; bitkilerin şeklini veren ve bitkiye adeta iskelet gibi sertlik kazandıran bir karbonhidrat türüdür. insanda selülaz enzimi olmadığından insanlar selülozu sindiremezler. Karbonhidratların memelilerde vücut içerisindeki depo şekli ise Glikojen’dir. Ketojenik Diyet
Dumanlanma..
Yağları yemekte kullanırken pişirme esasları nedir? Yağların kullanımı sırasında yağların pişirme dereceleri özellikle çok önemlidir. özellikle kızartma sırasında bu sıcaklıklar kolayca aşılabilir. Kritik sıcaklık eşiğini aşarsanız yağdan koyu renkli dumanların çıktığını görürsünüz. Bu noktaya “dumanlanma eşiği” denir. Dumanlanma eşiğinden 5-10 derece önce yağ hafifçe esmerleşmeye başlar. Yağ içerisinde bulunan giliserol isimli madde aşırı ısıda akrolein isimli maddeye dönüşür. Akrolein; sigara dumanı içerisinde akciğer kanseri yapan güçlü bir kanserojendir. Bazen dalgınlıkla yağ tavada yanıverir. Bu durumda yağı solumadan hemen ortamdan uzaklaştırın.. Ketojenik Diyet
Konjuge Linoleik Asit..
Kansere karşıtı ‘’Konjuge Linoleik Asit’’ Amerika’da 1980’lerde Wisconsin Üniversitesi kanser araştırma laboratuarında bilim adamları ilginç bir keşifte bulundular. Laboratuarın amacı fare deneylerinde kullanmak amacıyla kanserojen (kanser oluşumunu tetikleyen maddeler) üretmekti. Bunun için laboratuara getirilen etler yüksek ısılarda pişirilerek üzerlerinin kararması sağlanıyor ve bu sayede istedikleri gibi bir çok çeşit kanserojen madde elde ediyorlardı. Yapılan deneylerde; yağların simsiyah pişirilmesi ile elde edilen bir çok farklı maddeden özellikle bir tanesi oldukça farklı bir özellik gösteriyordu. Bu madde kanser yapmıyor; aksine deri kanseri olan farelerde belirgin bir iyileşme sağlıyordu. Daha sonra ileri biyokimyasal analizler sonucu elde edilen bu maddeye birçok alt gurubunun (izomerlerinin) bulunması nedeniyle ‘’conjuge linoleik asit’’ (CLA) ismi konulmuştur. CLA hayvan yağlarında bulunan tek ‘’doğal trans yağdır..’’ CLA Omega-6’ya çok benzeyen ancak ondan çok daha yararlı ve farklı biyolojik aktiviteleri olan bir moleküldür. CLA daha çok yağ dokusu olmak üzere bir çok dokuda birikir. Konjuge linoleik asidin; meme, deri, kolon ve prostat kanserlerinin tedavisinde etkili olduğu ve hatta bu kanserlerin yayılmasını (anti-metastatik) önleyici özellikleri de tanımlanmıştır. Meme kanseri olmayan kadınların memelerinde daha çok CLA birikmiştir. Yani CLA, bir doğal kemoterapi ilacı gibi davranarak kadınların memelerinde toplanır.. Konjuge linoleik asidin başlıca faydaları; 1- Antioksidan özelliği vardır. Bu özelliği; vücudun kanserle savaşına da katkı verir. 2- Anti-aterojenikdir (damar sertliğini önler). Bu özelliği; yağların oksitlenmesini önlemesinden kaynaklanır. 3- CLA; yağ hücresinin (adiposit) kitlesini küçültür. Yağ hücreleri aynen beyin ve kalp kası
Kanser
ins.an..
insan, arayış demektir.. Yolcu demektir… "çokluğunu" bulmak için "yokluğunu" arar bu hayat yolculuğunda… Ve o, tüm hayatı boyunca hayallerini dışarıda zannederken, karşılaştığı acılarda, aldığı yaralarda başka bir istikamete değil, aslında "hakiki" kendine, öz'üne yolculuk ettiğini fark eder bir gün. Hayallerinin, özlemlerinin ve herkesin peşinde olduğu Kafdağı'nın ardındaki o "meşhur" Hazine'nin izini sürerken, aslında aşılması gereken tek Kafdağı'nın kendi nefsi olduğunu fark eder.. Kıyam - Et U
İnsan