Kadına benzer bir kedi..
Kendine göre, başına buyruk.
Zapt edilemez, anlaşılamaz ve özgür ruhlu.
Kimine göre dengesiz kimine göre dengeli elbette bu göreceli.
Ancak kendi isterse, sevdirir kendini.
Sevilmek ister lakin sağduyulu bir şekilde benimsenmektir niyeti.
Zıt duygular içeren uyuşukluktan çılgınlığa geçen beklenmedik sıçrayışlarıyla, kararsız ruh hallerini bile oyuna çevirebilen bu gizemli canlıların esrarengiz halleri ve kadına benzeyen yönleri sanattan edebiyata kadar konu olmuştur.
Dişiliği, tekinsizliği, özgürlükçü tavrıyla ön plana çıkan kediler, resim ve edebiyatta pek çok sanatçıya ilham vermiş, özellikle kadını tamamlayan veya niteleyen bir unsur olarak kullanılmıştır.
Hatta öyle ki Goya, Manet ve Frida Kahlo gibi ressamlar kadınların dişiliğini, özgürlüğünü, karanlık taraflarını kedi resimleriyle vurgulamaya çalışmışlardır..
Mitoloji, efsane ve resimlere konu olmuş olan kadın ve kedi, bir diğerini çağrıştıracak şekilde edebi metinlerde de işlenmiştir.
Türk edebiyatında kedinin kadınla ilişkilendirildiği anlatılara baktığımızda özellikle bu iki cinsteki dişiliğe, cinsel cazibeye, tekinsizliğe ve yırtıcılığa vurgu yapıldığı görülmektedir.
Deniz gibi gözleri, baygın bakışları, ne zaman ne yapacağı belirsiz halleri ile kadın ile ilişkilendirilmiştir. Bütün bu değişken ve gizemli hallerine rağmen yine de rüya gibi cezbedicidir..
O, yırtıcı olmaktan ziyade munis hareketleriyle kendisini sahibine sevdirmiştir.
Onun içindeki cevheri ortaya çıkarabilirsek, onlarda bizim içimizdeki cevheri çıkarırlar.
Bir kedinin içindeki cevheri çıkarmanın en iyi yolu onunla bağ kurmaktır, onun güvenini ve dostluğunu kazanmaktır.
Samimiyetle ve içtenlikle sevildiğini hissettiğinde aynı şekilde karşılık verir.
Kadın ve Kedi ikisi de çekicidir sevimlidir, sevmeyi ve sevilmeyi