h̷i̷ç̷ ོ

h̷i̷ç̷ ོ
。゚゚・。・゚゚。 ゚。ɑⵢ̧ƙı  ゚・。・ bulamazsan eğer ömrün yarısı dağınık ve perişan diğer yarısı ah ile pişman geçer!
Yaşam Hayat ve Ölüm..
Yaşamla ölümün, acıyla sevincin arasındaki dengenin her gün yeniden kurulmak zorunda kaldığı, minnet ve sevginin yeni boyutlarının keşfedildiği günlerdeyiz.. Yaşam ve ölüm hakkında kayda değer bir fikir sahibi olabilmek için önce yaşama ve ölüme dair somut bilgi sahibi olmak gerekiyordu, çünkü konu bu kadar ağır olunca, sözcükler en az onları taşıyan nefes kadar hafif kalıyordu.. Ölüm herkes içindi, hem bizim hem yaşayan nefes alan, büyüyüp gelişen her canlının, her metabolizmanın kaderiydi. Hepimiz bir gün öleceğiz, bunu hem biliyor hem bilmek düşünmek ve kabul etmek istemiyoruz.. "Dünyaya gelirken hangi acı ve cefalardan geçtiğimizi bilmiyoruz, ama gitmenin hiçte kolay bir iş olmadığı kesin!" Hep ölümsüz olduğumuza inanırız ama aslında ahiret o anda bulunduğumuz noktadan çoğunlukla sadece bir nefes uzaktadır.. Hepimiz ölümden sonra nereye gideceğimizi merak ediyoruz, ama daha önce neredeydik neydik bunu merak etmiyoruz çoğumuz. Anne rahminin karanlığındaki bebeğe dışarıda aydınlık bir dünya var deseler, yüce dağları ve dalgalanan ovaları, çiçek açan güzelim bahçeleri, çağlayan ırmakları, yıldızlarla dolu gök kubbesi ve parıldayan güneşi olan bir dünya.. Tüm bu güzellikleri bildiğin halde karanlıkta kapalı kalmaya devam edersen, doğmamış çocuk tüm harikalardan bir haber olduğu gibi, duysa da hiçbirine inanmaz, aynı bizim şimdiden ölümü anlayamamamız gibi, yani işte bu yüzden korkarız gitmeyi istemeyiz, ne olacağını bilmeyiz ama günü gelince hepimiz gideceğiz.. İnsanların çoğu pasif, edilgen bir ölüm anlayışıyla yaşar hayatı, ölümü yadsımak; yaşamı yadsımanın en güçlü göstergesi. Oysa ölümün farkında olmak, yaşamın uçup giden güzelliğini algılamak demektir. Bu aynı zamanda, güzelliğin sürekliliğinin farkına varmak demektir; çünkü uçup giden şey, zaman ya da güzellik
Varoluşsal Sancılar
h̷i̷ç̷ ོ
öyle zam.an.lar vardır ki hayatın tüm güzelliğine ve naifliğine rağmen yaşamın hafifliği ölümün ağırlığını bile bastırır. ölüm; anlamsızlığı anlamlandırır.. sadece bir nokta bir hiç olduğumuzu hatırlatır...
Reklam
aşka dair vesair..
bir atom parçacığı olsaydınız nasıl bir enerji yayıyor olurdunuz? yörüngeniz ne olurdu? eğer başka bir atom ile karşılaşmak isteseniz uzayda nasıl hareket ederdiniz? yörüngeden çıkmaktan korkar mıydınız? daha yüksek bir enerji size dokunduğunda “daha yüksek” yörüngelere yükselmekten ve daha da büyük bir atom olmaktan çekinir miydiniz? siz diğer bir atom olsaydınız sizi görüp de çarpışmak ister miydiniz? kimi ve nasıl bir atomu yörüngenize çekerdiniz veya kabul ederdiniz? alemde var olan tüm atomlar aşıklar gibi birbirlerine doğru çekilirler her biri aşkın manyetik çekimi ile eşine doğru yönelir.. hayatınızda aşk ile ilişkili kurduğunuz her cümleye, aşk üzerine yaydığınız tüm enerjiye ve dünyaya aşk ile ilgili yansıttığınız size çok daha yakından bakın; siz evrendeki muhteşem bir atom olsaydınız kendinizle çarpışmak ister miydiniz? aşk kavramının ne kadar muhteşem bir enerji olduğunu, aşkın hakkını nasıl delice vermek gerektiğini bilemeyenler, sadece sevmeye enerjiye odaklanın ve deli divane bir atom olun.. aslında hayatımıza giren ilişkilerimizde neden aynı sorunlarla karşılaştığımız sorusunun özü işte bu yüzden yine “kendimize dönmeyi” gerektirir, çünkü aşk ile bağlandığımız tüm ilişkilerimiz aslında bizim birer muhteşem yansımamızdır. bilinçaltımıza işlemiş inançlarımız, durumları ve insanları hayatımıza çeker, eğer kendimizi sevmiyorsak titreşimlerimiz yine sevgiyi bilmeyen bir kişi ile tezahür edecektir, ‘neden hep bu kişiler ile karşılaşıyorum’ diye eleştirmek yerine kendi atomunuza yaydığınız enerjinize bakmanız gerekir. enerjinize çok dikkat edin, her an aşk hakkında söylediklerinize, inandıklarınıza ve dünyaya yaymakta olduğunuz bu titreşimlere.. tüm cümleleriniz, hisleriniz, düşünceleriniz ve içinizden geçenler sizin muhteşem “aşk kuantumunuzu” oluşturur
Aşk
h̷i̷ç̷ ོ
"Aşk her insanda mevcuttur; aslımızın diğer yarısına seslenir durur; iki yarıdan bir bütün çıkarmaya ve insanın doğasından kaynaklanan yarasına ilaç olur.." "Her birimiz bir bütünün eşleşen yarı.larıyız ve her birimiz bize uyacak o diğer yarım.ızın arayışı içindeyiz.." Aşk hakikati ve gerçeği görme yolunda birlikte yapılan tinsel bir yolculuktur.. Platon.ik aşk..
aşka dair vesair..
bir atom parçacığı olsaydınız nasıl bir enerji yayıyor olurdunuz? yörüngeniz ne olurdu? eğer başka bir atom ile karşılaşmak isteseniz uzayda nasıl hareket ederdiniz? yörüngeden çıkmaktan korkar mıydınız? daha yüksek bir enerji size dokunduğunda “daha yüksek” yörüngelere yükselmekten ve daha da büyük bir atom olmaktan çekinir miydiniz? siz diğer bir atom olsaydınız sizi görüp de çarpışmak ister miydiniz? kimi ve nasıl bir atomu yörüngenize çekerdiniz veya kabul ederdiniz? alemde var olan tüm atomlar aşıklar gibi birbirlerine doğru çekilirler her biri aşkın manyetik çekimi ile eşine doğru yönelir.. hayatınızda aşk ile ilişkili kurduğunuz her cümleye, aşk üzerine yaydığınız tüm enerjiye ve dünyaya aşk ile ilgili yansıttığınız size çok daha yakından bakın; siz evrendeki muhteşem bir atom olsaydınız kendinizle çarpışmak ister miydiniz? aşk kavramının ne kadar muhteşem bir enerji olduğunu, aşkın hakkını nasıl delice vermek gerektiğini bilemeyenler, sadece sevmeye enerjiye odaklanın ve deli divane bir atom olun.. aslında hayatımıza giren ilişkilerimizde neden aynı sorunlarla karşılaştığımız sorusunun özü işte bu yüzden yine “kendimize dönmeyi” gerektirir, çünkü aşk ile bağlandığımız tüm ilişkilerimiz aslında bizim birer muhteşem yansımamızdır. bilinçaltımıza işlemiş inançlarımız, durumları ve insanları hayatımıza çeker, eğer kendimizi sevmiyorsak titreşimlerimiz yine sevgiyi bilmeyen bir kişi ile tezahür edecektir, ‘neden hep bu kişiler ile karşılaşıyorum’ diye eleştirmek yerine kendi atomunuza yaydığınız enerjinize bakmanız gerekir. enerjinize çok dikkat edin, her an aşk hakkında söylediklerinize, inandıklarınıza ve dünyaya yaymakta olduğunuz bu titreşimlere.. tüm cümleleriniz, hisleriniz, düşünceleriniz ve içinizden geçenler sizin muhteşem “aşk kuantumunuzu” oluşturur
Aşk
h̷i̷ç̷ ོ
Dünyada birçok insanın birçok ruh eşi olmasına rağmen sadece bir tane ikiz alevi vardır, çünkü bazı şeylerin "tek yarım"ı vardır ve sayısız yarımı olan şey paramparçadır… Oysa yalnız birbirinin yarısı olan, başka hiç kimseyle tamamlanamayan ve ancak böyle bir ve var olabilen ikiz alevler gibi; dünyaya düştükleri o günden beri hakiki muhatabını arayanlar hep vardı hatta bezm.i elestten beri.. Tam da bu yüzden… Birini "bize en çok tesir eden yer, zaman ve koşullarda değil de bambaşka bir zam.an, mek.an ve şartlarda tanısaydık yine de onu seçer miydik?” sorusunda; onun hakiki muhatabımız olup olmadığının cevabı saklı..