"Biz Değil, Benler"
Kristeva, Beauvoir'ın evrenselinin tekilde kendini gösterdiğini söyler.
Kristeva, ikinci Cins kitabının geriliminin bireysellik ve kolektiftik arasında, kadının tekil beni ile tüm kadınların arasında geçtiğini söyler.
"Biz" adına yaptığımız genellemelerde birçok "ben"e kıymıyor muyuz bazen?
Julia Kristeva, biz kelimesinin gittikçe bir sorunsala dönüştüğü bu zamanda "biz" yerine "benler"den bahsetmeliyiz diyor.
Biz yerine "benler" demeyi salıklayan bu bakış onun feminizm anlayışında da benzer bir tavrı işaret ediyor.
1996'da bir konuşmasında "Artık bütün kadınlar diye konuşmamızın imkânsız olduğu bir döneme girdik" diyor Kristeva.
Kadın topluluklarının kitlesel değil, her biri özgün bireylerden oluşan bir topluluk olarak yorumlanması gerektiğinin altını çiziyor ki ona göre feminizmi tehdit eden en büyük tehlike, sürü şeklinde bir feminizm yapma dürtüsüdür..
Kristeva, Kadın Dehası eserini; dehalarıyla örnek teşkil eden, kendini nesneden özne / birey olma düzeyine çıkartan, kendini gerçekleştirmeleriyle 20. yüzyılda özgürlüklerini ortaya koyup özgürlükler için çağrıda bulunan üç kadına ithaf eder.
Bu kadınlar; siyasi felsefe alanında Hannah Arendt, psikanaliz alanında Melanie Klein ve edebiyat alanında Colette'dir.
Kristeva'ya göre bu kadınların üçü de kendi özgürlüklerini gerçekleştirmek için dünyadaki kadınlık algısının değişmesini beklemeden varoluşlarını ortaya koymuşlardır..