"Kurtuluşu bir başkasında görmek, yıkılmanın en güvenli yoludur."
Şifayı başkasından ummak, daha da derinden yaralanmanın en acı verici yolu değil midir..?
Beauvor'ın meşhur mottosu; "Biz kadın doğarız ama ben kadın olurum diyeceğiz" sözüyle temellendiriyor. Kristeva, Beauvoir'ın kadının ve kadınlığın biyolojiyle tanımlanmasından ve onu nesne olarak görmekte ısrar eden ataerkil bakışa rağmen kadını nesne düzeyinden özne düzeyine yükseltmek için doğru zamanda olunduğunu ekliyor..
Kendilik Cesareti
Kritsteva; Beauvoir'in Freud'dan ziyade kendisine entelektüel dost olarak Heidegger ve Kierkegaard'ı seçtiğini söyler, bu tercihini ise varoluş ve benlik kaygısı taşımasına bağlar.
Varoluşçulardaki öz ve kendilik kaygısı onu bütünüyle kendi olma cesareti ve entelektüel dürüstlüğe iter. Kristeva'nın Beauvoir'ı tanımlama şekli enteresandır:
"Ben Beauvoir'i politik ve hukuksal bir militana indirgenmiş feminist klişesi içinde tanımlamıyorum.
Benim için o, özel hayatında ve düşüncesinde kendini sürekli riske atan ve her kadını kendi kişiliğini tekrar oluşturmaya, yaratıcılığını geliştirmeye davet eden bir laboratuvar deneycisidir.”
Kristeva, Beauvoir'in kendi soruşturmasının merkezinde deney yapan, yaptığı deneyin hem kobayı hem de mesafeli gözlemcisi hem de parçalanmış bir av hayvanı olarak değerlendirir..