Benlerin bu karmaşasında William James de meselenin iki kişiyle dahi karmaşık olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek sunar: "Bir odada iki kişinin bir araya geldiğini düşünün. Ama aslında altı kişi vardır: Kendimi gördüğüm hâlim ile Ben, Onun beni gördüğü hâli ile Ben, Benim onu gördüğüm hâli ile O, Onun kendisini gördüğü hâli ile O, Gerçekte olan Ben, Gerçekte olan O."
Benler arasındaki çoğu mücadele, tarafların birbirini: "Kendimi gördüğüm hâlim ile Ben, "Benim onu gördüğüm hâli ile O" görüşü yüzünden kaynaklanır.
Böylelikle "gerçekte olan ben"lerin kimler olduğu gerçeğine, tarafların diğer gözleri açılana dek kör kalınır..
Fakat bu ben ve var olma bilgisi sıklıkla başka şeylerle karıştırılır. Özel olma arzumuz, otantiklik kaygımız biriciklik hırsıyla kibir güzellemelerine dönüşüyor çoğu zaman. Var olma sürecimiz bir bebeğin doğuşu, bir çiçeğin açışı, bir kuşun uçuşu gibi kendiliğinden olmalı. Kendilik bir idealdir. Her ideal gibi varılmaz ancak yaklaşılabilir ona. Kendilik, bireysellik ve kimlik doğuştan verili olan özelliklerimiz değildir, onlara ancak seçimlerimizle varırız..