Kendine yabancılaşan insan, kendinden uzağa düşüyor.
Kendinden uzaklaşan insan, kendi uçurumuna düşmekten korkuyor. İnsan en çok da kendi karanlığından korkuyor..
"Chul Han'ın Psikopolitika'sında geçen "Neoliberal performans öznesi kendinin girişimcisi olarak kendini gönüllü ve tutkulu bir şekilde sömürür" ifadesi ürünü bizzat kendisi olan, kendini kendi isteğiyle sömüren milyonlarca insanın hâlinin trajedisini ifşa ediyor. Kusurları, hataları ve hatta kötülüğü bile olumlamayı telkin eden "Gösteri Toplumu" her şeyi kibirle güzellemeyi empoze ediyor. Sıradan rutinlere, basit başarılara bile zafer gözüyle bakan narsistik güzellemeler çağındayız artık..
Ben'i bilmeyenler kibir zanneder onu. Ben'in şuuruna varanlardan uzaklaşır, varlıklarına tehdit olarak görürler çünkü kendilerinde olmayanı hatırlatırlar..
Oysa ben'i bilen varlık, var olmayı da var etmeyi de bilmez mi?
Kendini nasıl methettiğine / başkalarını nasıl yerdiğine değil; kendini nasıl eleştirdiğine / başkalarına nasıl iltifat ettiğine bakmak..
Başkalarıyla kurduğumuz münasebet, kendi gerçekliğimize nasıl baktığımızı ele veriyor. Birini daha derinden tanımak için bakın; başkalarının güzelliklerine ne kadar tahripkâr?
Kendi noksanlıklarına ne kadar lütufkâr?
Kendini nesne etmeyi beceremeyenler ancak başkalarını yok sayarak var olabilirler çünkü. Ancak kendini yıkabilir ise kendini inşa edebilir bir ben. Kendini ya da kendinde bir şey yıkma kudreti gösteremeyen, bir şey inşa edemiyor. En başta kendini.
Kendinin mimarı olamayan hiçbir şey inşa edemez..
İnsan, her şeye sahipken hiçbir şey olamaz bazen.
Hiçbir şeye sahip olmadığı hâlde olmayı bilirken..
Varlık nedir bilmeyenin, kendine ben kimim diye sormayanın varlığı, varoluşu, var ettikleri bir yere varır mı?
Her tür kudretle donatılsa dahi kendine kim olduğunu sormayan, kendine varabilir mi?
Kierkegaard, "Yola çıkmak kendi benliğinin farkına varmaktır" diyordu, yola çıkmayış ise kendini unutmanın en kötü yolu değil midir?
Yolun insanı terbiye edişi gibi, ıslah da insana yeni bir yol çiziyor. Islahın istikametinden giden insana varıyor çünkü. Islah olmayanın ise bir silah gibi tıpkı, tetikte kalıyor varlığı..