Ekseri sonbahar gecelerinde
Sızarken camlardan ince bir yağmur
Düşünürüz her şey yerli yerinde
Ama gözlerimiz niçin doludur?
Bazen ellerinde gümüş bir tasla
Ümitler yaklaşır bize bin nazla
“Kapa gözlerini” der “uyu hazla!..”
Sızarken camlardan ince bir yağmur..
Titrek bir damladır aksi sevincin
Yüzünün sararmış yapraklarında
Ne zaman kederden taşarsa için
Şarkılar taşırsın dudaklarında
İşlerken hülyanı sesten örgüler
Bir çini vazodan dökülen güller
Gibi hayalinde şafaklar güler
Buruşmuş bir çiçek parmaklarında
Gözlerin kararan yollarda üzgün
Ve bir zambak kadar beyazdır yüzün
Süzülüp akasya dallarında gün
Erir damla damla ayaklarında
Sesin perde perde genişledikçe
Solan gözlerinden yağarken gece
Sürür eteğini silik ve ince
Bir gölge bahçenin uzaklarında
Sen böyle kederden taştığın akşam
Derim: dudağında şarkı ben olsam
Gözlerinde damla ve içinde gam
Eriyen renk olsam yanaklarında!