Filo

Filo
@Filo_sofia
Bilgiyi seven.
geçmişin gûlyabanileri.
ilk ailemizden kaynaklanan duygusal sorunlarla –özellikle kayıplar ve kopukluklarla– açıkça ve dolaysız olarak başa çıkmaya çalışmazsak, şimdiki ilişkilerimizde yoğun ve verimsiz bir öfkeye yenik düşeriz. Üçgenlerin nasıl işlediğini gözlemleyip kavramazsak, öfkemiz, gelecek için daha verimli ilişkiler kurmamızı sağlayacak bir araç işlevi görmenin yerine, geçmişe takılıp kalmamıza yol açar.
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anneler çocuklarının belli bir şekilde düşünmelerini, hissetmelerini ya da davranmalarını sağlayamazlar, ama hangi davranışlara hoşgörü gösterip hangilerine göstermeyecekleri ve kötü davranışının sonuçlarının ne olacağı konusunda katı, kararlı ve açık görüş sahibi olabilirler.
Sayfa 116
Psikoloji
Diğerlerinin sorumluluğunu üstlenmekte ne sakınca var? Bazı açılardan, hiçbir sakınca yok. Biz kadınlar kuşaklar boyunca, diğerlerini koruyarak, yardım edip besleyerek ve huzur vererek kimlik ve saygı kazandık. Tabii ki başkalarına bağlılık duymak, insanlara sevgi ve saygı göstermek, gençlerin büyümelerine yardım etmek, hem kadınlar hem de erkekler için en değerli erdemler. Ama diğerlerinin sorunlarına karşı aşırı tepki verdiğimizde, bize ait olmayan sorumlulukları üstlendiğimizde ve kendi denetimimiz altında olmayan şeyleri denetlemeye çalıştığımızda, sorun çıkıyor. Diğer bir birey adına aşırı yüklenmemiz, öfkelenmemize ve sonuçta, kimsenin gelişmesine yardım edemememize yol açıyor.
Sayfa 109
ya biz nerede başlıyor, nerede bitiyoruz..
. Diğerlerine karşı sorumluluklarımızın nerede başlayıp nerede bittiğini kaçımız biliyoruz? Daha doğumlarından itibaren kendilerini, başkalarına sevgiyle bakmalarına göre tanımlamak üzere eğitilmiş olan kadınlar ne zaman “Bu kadarı yeter!” diyeceklerini nasıl bilebilirler?
katy
Düşünce
Gerilimin yüksek olduğu durumlarda çoğumuz zamanımızı, diğer kişiye tanı koyarak geçiririz. Tanı koymak gerçekten yararlı bir görüş sunma isteğini de yansıtabilir, ama genellikle, gizli bir suçlama ve kendini üstün görme şeklidir. Tanı koyduğumuzda, başka bir insanın gerçekte ne hissettiğini ya da istediğini, ya da, diğer bir insanın nasıl düşünmesi, hissetmesi ve davranması gerektiğini bilebileceğimizi varsayarız. Ama aslında bunları kesin olarak bilemeyiz. Kendi hakkımızda bile bunları bilmemiz yeterince zor.