insanlar gerçekten de yeryüzündeki yaratıkların en güçsüzüdür. Örneğin, biz insanlarda bir aslanın ya da bir gorilin gücü bulunmaz, pek çok hayvan yaşamın güçlükleriyle başa çıkma konusunda bizlerden daha
üstün bir donanım sahibidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir çocuk korkarsa, korkaklığı bütün gelişiminde kendini açığa vurur, bedensel işler başarmayı hiç önemsemez böyle bir çocuk, daha doğrusu bunun kendisi için erişilmez bir şey olduğuna inanır. Dolayısıyla, kaslarını ciddi şekilde geliştirmek için çaba harcamayı aklına getirmez, kasların gelişimini uyaracak dış etkileri normal olarak kendisinden uzakta tutmaya bakar.
Bir bitki bulunduğu yere sımsıkı kök salar, olduğu yerde kalır hep, bir yerden kalkıp bir başka yere gitme gücünden yoksundur. Bu yüzden, bitkide bir ruhun ya da en azından bizim kavrayabileceğimiz ruh gibi bir şeyin bulunduğunun saptanması hayli büyük bir süpriz olacaktır. İleriyi görecek ya da ileriye yönelik sonuçlar çıkaracak bir gücün varlığı bitkinin işine yaramazdı. Diyelim böyle bir güç vardır bitkide. "İşte oradan biri geliyor, bir dakika sonra üzerime basıp geçecek, ben de ayaklarının altında ezilip can vereceğim" diye düşünmesinin ne yaranı dokunacaktır kendisine. Böyle düşünebilse bile ayaklar altından bir kenara çekilebilme gücünü gösteremeyecektir.
"Biz, kendi yaşamımıza gereken biçimi vermek zorundayız. Bu oldum olası boynumuzun borcudur ve bunun altından kalkabilecek gücümüz vardır. Biz eylemlerimizin efendisiyiz. Yeni bir şey mi yaratılacak ya da eski bir şeyin yerine yeni bir şey mi koyulacaktır, bu yalnızca bizim işimizdir." Yaşam bu şekilde birbirinden bağımsız bireylerin ortak çalışması olarak görüldü mü, insanlığın ilerlemesinde sınır yoktur.