Filo

Filo
@Filo_sofia
Bilgiyi seven.
Duyduğumuz, okuduğumuz her şeye verdiğimiz tepki farkında olmadan bizi de şekillendirir; muhatap olduğumuz her hikâye, aslında bizim içimizde cereyan etmektedir. Ne okursak okuyalım aslında kendimizi okuyor oluşumuz da bununla ilgilidir.
%100 doğru
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Jean-Paul Sartre “Kendi özgürlüğümüzü hissettiğimiz oranda başkasının özgürlüğüne saygı duyarız; başkası bizden ne kadar çok şey beklerse, biz de başkasından o kadar çok şey bekleriz.” diyor. Sartre’ın anlattığı gibi, özgürlüğümüzü hissedebilmemiz, çevremizdekilerin özgürlüğüyle yakından ilişkili. Toplum, özgür olmadığına inandırıldığı için başkalarının da özgürlüğü kısıtlamak için elinden geleni yapıyor.
Düşünce
Clarissa Pinkola Estés de, “Kırmızı, feda edilmenin, öfkenin, cinayetin, eziyet edilip öldürülmenin rengidir. Ancak kırmızı coşkulu hayatın, dinamik duyguların, canlılığın, erosun ve arzunun da rengidir.” diyor, kırmızının cinselliği, doğumu, erotizmi temsil ettiğini söylüyor. Eski Türk toplumlarında, ve uzun zaman Osmanlıda da, gelinlikler kırmızıydı. Hatta gelincik çiçeğine “gelincik” denmesi, kırmızı gelinliklerden ötürüdür. Bugün kırmızı gelinliği Kiliseden esinlenerek beyaz yapmamız, sözde masumiyetle birleştirilmiş beyaz gelinliğin altında hâlâ kırmızıyı sakladığı, kurban edilmeyi temsil ettiği gerçeğini değiştirmiyor.
“Romanın dizisinde sadece kadınların kısır olabileceği kabul ediliyor. Erkeğin kısır olabileceğine dair bilimsel kanıtlar ortadayken bu çok çelişkili değil mi?” diye sormuştu. Bir çocuğun, genlerini babası kadar annesinden de aldığını, hatta çok şeyde annenin daha etkili olduğunu açık bir gerçek olarak biliyoruz. Erkek çocuğun zekasını tamamen annesinden, çocuğun iskelet genini her zaman annenin babasından aldığını biliyoruz. Bunun gibi bildiğimiz sayısız şeye rağmen, çocuk sadece babasının soyundan geliyormuş gibi babasının soyadını taşımasını hep birlikte olağan görmemiz, bundan daha mı az çelişkili? (Damızlık kızın öyküsü romanı üzerine)
Toplum
Kuşkusuz çok sevmişti beni: O beni bu kadar sevmese onu sevmek aklımın ucundan geçmezdi çünkü. Ama o erkek gibi seviyordu, bense kadın gibi seviyordum severken. Erkekle kadının birleşmesi bu yüzden bu kadar muhteşemken böyle problemli. En ahenkli olduğu durumlarda bile değişmiyor bu. Kadın kendisini bütün dünyaya kapatarak tek kişiye açıyor; ama erkek aynı kadın üzerinden bütün dünyayı istemeye devam ediyor aynı anda. Bütün erkekler aynı değil aslında, doğru; ama bütün erkeklikler ve kadınlıklar aynı. Hep aynı kadını seven erkekler bile severken aynı.