Burasının neresi olduğu, bundan sonra ne yapması gerektiği konusunda Samsa’nın hiçbir fikri yoktu. Tek bildiği, onun Gregor Samsa adında bir insanoğluna dönüştüğüydü.
Bunu nasıl olup da biliyordu?
O uyurken birisi kulağına, “Senin adın Gregor Samsa” diye fısıldamış olabilirdi.
kapının vurulmasını durduramıyordu bir türlü. Dünyanın öteki ucuna da kaçsa, iki eliyle kulaklarını kapatsa da, yaşadığı sürece, bilinci azıcık da olsa yerinde olduğu sürece bu kapı vurulması sesi onu takip edecekti. Vurulan otelin kapısı değildi; onun yüreğinin kapısı çalınıyordu. Kimse bu sesten kaçıp kurtulamazdı.
Bir zamanlar müthiş bir şekilde parlayan, son derece arzu ettiğin bir şey, onu elde etmek için her şeyi göze alabilecekken, biraz zaman geçtikten sonra ya da ona biraz farklı açıdan bakınca, şaşırtıcı derecede önemini yitiriveriyor