Babalık rolü de modern erkekler için yeniden tanımlandı. Mesafeli, otoriter baba figürü yeni bir mahremiyete ve baba yakınlığına yerini bıraktı. Modern babanın, değer verilen, eğitilen ve bakılıp büyütülen kızıyla özel bir bağı vardı; böylece erkekler, Cumhuriyet'in yeni kadınını toplumsal olarak yaratmış oldular.
Bu yeni duygusal ton, Ziya Gökalp'in sürgünde bulunduğu Malta'dan kızlarına yazdığı mektuplarda görülür.
Erkek çocuğun tercih edildiği bir toplumda Atatürk'ün evlatlık olarak kız çocuklarını tercih etmesi, tartışmasız bir değer atfetmenin yanı sıra, güçlü bir simgesel işaretti.