Kamp yerinden ayrılma vakti geldiğinde bu zavallılardan bazıları ayağa kalkamayacaktı, Tıpkı koşunun bitmesine 3 metre kala yere yığılan maratoncu gibi, tartışmaya gerek yok, Her yaşam vaktinden önce sona erer...
Içerde, yatakhanede, uykusu kaçmış kör kadın yatağının üzerinde oturmaya devam ediyordu, "bedenindeki yorgunluğun zihnindeki inatçı direnişi kırmasını bekliyordu..."
Sonsuz bir yorgunluk hissediyordu yalnızca, kendi İçine kapanmak için delice bir arzu, gözlerini, Ah, özellikle gözlerini, kendi içine döndürebilmeliydi, daha çok, iyice döndürmeliydi, ta ki sonunda kendi beyninin içine erişip gözlemleyebilsin, orada görme ile görmeme arasındaki fark çıplak gözle görülemez.
Böyle bir düşüncenin nereden aklına geldiğini boş yere sormadı kendine, sadece bu düşüncenin yavaşlığına şaşırdı, ilk kelimenin bu kadar geç ortaya çıkışına, ardından gelenlerin oyalanmasına şaşırdı, sonra, o düşüncenin zaten orada olduğunu fark etti, herhangi bir yerdeydi, sadece kelimeler eksikti, tıpkı yatağa yatmayı düşünen bir bedenin içine yerleşeceği, kendisi için hazırlanmış çukurluğu araması gibi aramıştı bu kelimeleri.