Başlangıçta sarsılmaz gibi görünen kararlılığı azalmaya başlıyordu, burun deliklerine dolan ve gözlerini acıtan gerçek karşısında, sözlerden eyleme geçme zamanının geldiği şu anda gücünü azar azar yitiriyordu.
körlerin ölü oldukları, artık kıpırdayamayacakları, düzelemeyecekleri, ne hareket edip ne de soluk alabilecekleri doğruydu, ama bu beyaz körlüğün aslında ruhla ilgili bir hastalık olmadığını kim bize söyleyebilir, ve eğer böyleyse, yani bu varsayım doğruysa, bu körlerin ruhları şimdi hiç olmadığı kadar serbestti, bedenlerinin dışındaydı, dolayısıyla istediklerini yapmakta çok daha özgürdüler, özellikle de kötülük yapmakta, ki, herkesin bildiği gibi, kötülük, daima en kolay yapılan şeydir.
Her hareketimizden önce bütün sonuçlarını tahmin etmeye çalışsak, bunları ciddi olarak düşünsek, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantisal sonuçları, daha sonra da hayali sonuçları düşünmeye kalksak, kımıldayamayız bile, tek bir adım atamayız.