halam, bir kitabını getirmişti. Sekiz yaşımdaydım. Bir yaklaşma, sizi bir aydınlatma çabası sayabilirdiniz bunu. Sayfalarını yırtıp yırtıp üstünde tırnak törpülediğini biliyorum. <<Nedir bu İlhancığım, bir yığın harf dolu, sayı dolu. Ne işe yarar?» Babamın bile Aysel halaya ilk sorusu «Kaç para aldın bundan?» olmuştu. Bir de şaşıyorsunuz. Neden uzak duruyorlar bizden, diyorsunuz. Size yakın durmak için, size ben- zemek gerek
Tutunacak tek dal kendi dalımdı. O da çok güçsüzmüş Gül. <<Fidan gibi» diyor biri biz dans ederken. Nikâhım kıyılırken bir başkası da «Ayol daha pek çocuk» demişti. Kendi dalıma binip çatır çatır kırıldım işte. Dayanamadım.
Yemeği beğenmiyormuşsunuz ha? Nesi var hayvanlar? Ne kusuru var size verilen bu mercimeğin? Buldunuz da bunuyor musunuz? Ulan züppeler, sizlerin dedeleriniz, babalarınız neler yemek zorunda kaldılar, unuttunuz mu?