Tahammülümüz, zorla ayakta duran öyle bir duvara benziyor ki, küçücük bir kuş, üzerine küçücük bir kum tanesi atsa, gümbür gümbür yıkılacak... Asla hissiliğe, ılık ve yumuşak duygulara müsait değiliz. Bir anda çatlayabiliriz, yıkılabiliriz. Onun için garip bir(anestezi) altında, dimdik ve kupkuruyuz.
Yeri doldurulamayan bir kale inşa ediyorum sanırım içimde. Tarihte yapılan kaleler yıkılıp gitti de bu beyhûde kaleyi yıkamadım gönül kafesimde. Kapıların ardında beklerken hangi sancının miadını dinliyorum ki gözlerim böyle alev ırmağı. Hani bakamazsın o kapının ardından ve gidemezsin de. Nasıl bir dilemma...