Hani hiç bitmesin istediğiniz kitaplar ve anlar olur ya,işte öylesine değerli bir kitap.Son zamanlarda okuduğum en kıymetli, beni oldukça etkileyen,her bir satırında duygu yoğunluğunu fazlasıyla hissettiğim,yer yer boğazımın düğümlendiği, toplumsal değerlerin özellikle de vatan sevgisinin en yalın halini gördüğüm,samimi,içten ve bir öğretmen olarak bakış açısına hayran kaldığım muazzam bir eser...
Henüz daha iki yaşındayken köklerinden koparılarak annesiyle birlikte vatanından çok uzağa giden Yasemin, gurbette büyür, yetişir ve New York'taki bir hukuk bürosunda başarılı bir avukat olarak çalışmaya başlar.Bir gün memleketinden gelen beklemediği bir telefon,ona hiç tanımadığı dedesi ve babannesinden bir EMANET kaldığını ve alması için Türkiye'ye gelmesi gerektiğini söyler. Ve böylelikle olaylar başlar....
Babaannesi ve dedesinin evine adım attığı andan itibaren bambaşka bir dünya ile tanışır Yasemin. Öncesinde maddi bir beklenti ile geldiği yurdunda,dedesinin avukatından bir kutu içerisinde manevi bir EMANET alır.
Hasanoğlan Köy Enstitüsü mezunu Yasemin'in dedesi Hamdi amca,yıllardır göremediği ve hasret kaldığı torununa henüz 14 yaşındayken yazmaya başladığı günlüğünü bırakmıştır.Kitapta, Hamdi amcanın sıcak,samimi ve naif bir dille yazdığı günlük satırları arasında geçmişe doğru bir yolculuk başlar. Aile büyüklerinin,hayatlarını ne kadar büyük bir özveri, fedakarlık ve mücadelelerle kurduklarına tanık oluyoruz bu eserde.
Yasemin,bu satırlarda ailesine dair bilmediği gerçekleri ve sırları öğrenip yüzleşirken,aynı zamanda o dönem ülkenin aydınları olarak bilinen İsmail Hakkı Tonguç ile Hasan Ali Yücel öncülüğünde kurulan Köy Enstitüleri ile ilgili kıymetli bir sürü bilgi öğrenir.
Eserde bu kurumların nasıl ve ne şartlarda eğitim verdiği,temel değerleri gençlere nasıl