Fırat gündüz

Fırat gündüz
@Firat_gunduz
Edebi,felsefi ve mitolojik metinlere akademik eleştiri çerçevesinde eleştirel bir bakışın yapıldığı bir sayfadasınız. İyi okumalar. YouTube kanalım: youtube.com/@kalemtiras?si=...
16 okur puanı
Ekim 2023 tarihinde katıldı
pluribus dizisine kısa bir bakış
ön not: aşağıdaki yazıların hiçbir satırında yapay zeka araçlarından faydalanılmamıştır, özgün bir eleştiridir. efenim dizide kullanılan anlatı malzemelerini ele alarak dilimiz döndüğünce bir inceleme yapmaya çalışalım. carol'da başlangıçta göze çarpan ilk detayın ''mesihsel'' bir özelliğin olmasıdır. bununla ne demek istiyoruz ,bir açalım: tıpkı vahyi alan isa gibi yalnızlaşır. isa'nın dünyayı kurtaracak olan mesih olarak üstleneceği görevi carol da üstlenmiştir. dikkat edilirse isa'nın 12 havarisi vardır ve kendisiyle beraber 13 eder. carol da kendisinden hariç 12 kişiye ulaşmaya çalışır, kendisiyle beraber 13 eder. carol da tıpkı isa gibi başlangıçta ''mesaj''ını yayacak kimseyi bulamaz etrafında ve mesajını iletmeye çalıştığı kişilerden birkaçı konuştuğu dili konuşabilmektedir. yani yalnızlığını derinleştiren bir durum olur. peygamberler de vahyi ilk aldıkları zamanlarda etraflarında kendilerini anlayan birilerini bulmakta çok zorlanmışlardır. ilahi mesaj motifi bütün dinlerde başlangıç ''logos'' ile başlar. tanrısal bilgi diyelim , anlaşılır olsun. adem ile havva'nın cennetten kovulmalarına vesile olan olay, yasak meyve'nin yenmiş olması değil; tanrısal bilginin öğrenilip bunun insan aklıyla kullanılmasıdır. insanın tanrı oyunu oynamaya çalışması dersek doğru söylemiş oluruz. tanrı, gücünü yarattığı bir varlıkla paylaşmak istemez ve hiddetlenip insanları cezalandırır. insanları ayrıca bu bilgiden mahrum bırakıp zor bir yaşam sürmeleri için dünyaya sürer. tanrısal bilgi tanrı katında , yani dünya dışında bir yerde kalır. dizide de insanları birleştiren ''sinyal/mesaj'' dünya dışından gelir. zaten bütün dinlerin amacı da insanları kendi çatıları altında ''birleştirmek''tir ve doğru yolun,bilginin,kurtuluşun kendisinde olduğunu iddia edip kendi dininden
1K
Reklam
Türk Romanında Yazar
Türk romanında , yazarların çoğunun çağın ötesinden baktığını söylemek zordur. Çoğunlukla basmakalıp hikayelerin kalıplaşmış sözlerle aktarıldığı kurgusal bir düzenle karşı karşıyayız. Konulara "fikir" diye yedirilen şey, bağlama uygun bir tez olmaktan uzak; yazarın hayat tecrübelerine dayanan basit yorumlardır aslında. Sadece bir kesimin ideallerini anlatmaya çalışmak düstur haline getirilmiş , romanın özü olan "tahkiye" unutulmuş ; insana bakmak yerine savunulan görüş anlatılmaya odaklanılmış. Haliyle bu durum, romanın nazariyesini kavrayamama gibi hastalıklı bir duruma vesile olmuştur. Klişeleşmeyi Yeşilçam Sineması'nda, o dönemde yazılan romanlarda ve günümüz filmlerinde ve dizilerinde çok rahat görebilirsiniz. Hele hele ki deneysellikten çok korkmuşlar ve olabildiğince kaçmışlar, romanın yapısını ve tekniğini oyun haline getirmeye çaba gösterenlerle de alay etmişlerdir. Söylediklerimin aksinde hareket eden yok mu ? Elbette var. Misal Halit Ziya Uşaklıgil, tekniğini ve kurgusunu kusursuzlaştırmaya çalışmıştır. Yusuf Atılgan, romandaki insan boşluğunu çağının tez aşığı romanlarından bağımsız olarak doldurmuştur. Oğuz Atay, tekniği her ne kadar James Joyce'dan almış olsa da bu tekniği Türk romanına uyarlamada çok cesur davranmış ; Tehlikeli Oyunlar'da da başarılı olmuştur. Latife Tekin, neredeyse her anlatısında yeniliğin sınırlarını zorlamış ; bakış açısından tutun da romanın yapısına kadar kolay kolay kimsenin cesaret edemeyeceği sularda yüzmüştür. Adalet Ağaoğlu, denenmemişi denemiş , tarz olarak hemen her tarzda yazmıştır. Bilge Karasu, Türk romanını "fikir" i anlayamamanın önündeki en büyük duvardır, felsefeyi onun gibi yediren yoktur hikayeye. Tabi bu sayının çok olmamasının sebebi okuyucudur. Bu ülkenin okuyucusu maalesef tenkit namına hiçbir şey bilmemekle
Edebiyat
Kamusal Beden
Foucault'a göre insan bedeni iktidar karşısında kamusaldır. Öz denetimi yönlendiren toplumsal ve siyasal normlarla beraber insan bedeninden utanılacak bir canlı haline getirilir. Bunu yaparken dönemin iklimine uygun ortak söylemler geliştirir. ( Komünist dönemin 1 Mayıs'ı, Cumhuriyetçi veya totaliter devletlerin geçit törenler , marşlar vb.) Denetim bir zaman sonra öz polisleme mekanizmasına dönüşür ve kamusal beden kendi öz anlatısını yaratarak norm dışına çıkamayacağı bir sınırlama içerisine hapsolur. Neticede cinsiyet, yaşanılan ortam , eğitim , yönelim , sosyoekonomik düzey bedene yazılmış özelliklerdir. Özelliklerin yazarı iktidarın ta kendisidir. İktidar yönetmek için gizlenmeye ihtiyaç duyar ama bir yandan kamusal bedenlere sahibin kim olduğunu kazımıştır. Gizli polis operasyonlarıyla kamuya varlığını gizli bir şekilde hissettirir. Bu yüzden gizli polis operasyonları insanlara korku salar çünkü kamusallığa alışmış bir bedene gizlilik tehlikeli ve suçlayıcı gelir.
Düşünce
Siyasala kurban beden
Kundera varolmanın dayanılmaz hafifliği'nde insan bedenini siyasetin karşısında et yığınına dönüştüren anlayışa , karakterleri üzerinden meydan okur. Komünist partinin tek taraflı imzalayıp kabul ettiği anlaşmanın reddine dayanan bir başkaldırı da diyebiliriz. Tomas için kadınların bedenleri tereza ile tanıştıktan sonra ikiye ayrılır: zevk aldığı bedenler ve ağırlığı hissedeceği sevdiği kadının bedeni( nitekim tereza'nın nedeni tomas'ın bütün hayatını değiştirir.) sabina içinse beden ideolojiye ve geçmişe duyulması gereken saygının altının oyulmasıdır ki bunu ihanetle açıklar. Yaşadığı ülkeyi ,ideolojiyi terk eder, yenilik onun için arzunun ana noktası olur, nedense bunun için bir araçtır. Tereza'da bedenin bağlanma aracı olduğunu görüyoruz. Prag'ta insanların fotoğrafını çekmesi onu Prag'a bağlayan en önemli unsurdur, Tomas ile yaşadığı cinsel tecrübeler de onu Tomas'a bağlar. Sabina ile soyunup birbirlerini detaylıca süzdükleri sahnede kadın olmanın erkeğe boyun eğmemenin cinsi bir özellik değil, insani bir özellik oluşunun farkına varma seansıdır. Bütün farklı insani detayları topladığımız zaman karşımıza çıkan tablo: insanları kurduğu düzenle tek tipleştirmeye çalışan, uydurduğu günlerle ,1 Mayıs vb., insanları ideolojisine bağlamayan çalışan, birey değil toplumu önceleyen komünist anlayışa karşı kundera, bedenin coşkun bir çığlıkla bu anlayışa başkaldırışını anlatır. Milan KunderaMilan Kundera Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiVarolmanın Dayanılmaz Hafifliği
1K
kundera'nın tekniği
Puan vermedi
Milan KunderaMilan Kundera kundera, bu anlatısında iç monolog tekniğini romanının teknik ve yapısal bağlamına uygun olması gerektiğini düşündüğünden hiç kullanmamıştır çünkü metnin genelinde , gizli polis ve casuslar kol gezip insanların hareketlerini , söylemlerini zabıt altına alırlar. Yani onların mahrem anlarına kadar sızarlar. Kundera da iç monoloğu yazarın casusluğu olarak görür ve özgürlüğü elinden alınmış insanları anlattığı için bu tekniği romanın tutarlığı için kullanmamayı uygun görür. Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiVarolmanın Dayanılmaz Hafifliği
Varolmanın Dayanılmaz HafifliğiMilan Kundera · Can Yayınları · 202413,2bin okunma
Reklam