İyi bir inceleme yazamam diye düşünüyorum. İlk kez bir kitap hakkında yorumda bulunacağım. Çünkü kitabın bende bıraktığı şu anki hali paylaşmak, kayda almak istedim. Umarım kelimelerim bir "inceleme" sayılır.
Öncelikle yürümeyi severim. Bu kitabı da yoksa benim gibi yürürken hayat hakkında düşünen, yürümenin günlük hayatta ruha ne kadar iyi geldiğini gören biri mi yazmış diye düşündüm. Kitabı da bu merakla elime aldım. Ancak; evden okula, okuldan dershaneye yaptığım tek yudumluk yürüyüşlerin bu kitapta anlatılanların yanında bir hiç olduğunu söylemem lazım. Benim adımlarımda saniyelerin hesapları var, aylarca yürümenin anlamını hayal bile edemezdim. Şimdi bunca şeyi okuduktan, yapılabilirliğini gördükten sonra huzursuz bedenime dört duvar içerisinde dirseklerini çürütmelisin diyorum. Bir kere tatsam, biliyorum hayatta durmam. Ama ne var ki kısıtlı özgürlüğüm bu sene beni daha da sıkıyor. Kitabı okurken "Her şeyi boş ver, senin yolunun sonu belli. Nasılsa hep bunu hayal edecek ilk fırsatta bunun için bağcıklarını bağlayacaksın." dedim. Yine de şimdilik kendim için açgözlülük etmeden yavaş yavaş ilerlemeyi uygun buldum. Çünkü nasılsa tek bir yudumunda bile daha fazlası için susayan bedenim yerinde duramayacak ve bir gün ben de gerçekten yürüyeceğim.
Kitapta çeşitli ünlü düşünürlerin de yürüyüşlerine yer verilmiş. Ancak beni en çok Rimbaud etkiledi. Kendimden bir şeyler gördüm sanırım.
Herkese kitabı öneririm. Ben sindire sindire yavaş yavaş okudum. Eminim siz de kendinizden bir şeyler bulursunuz. Bu kadar. 13.07.2022