Firuze Akbaş

Firuze Akbaş
@Firuzecicegi
33 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Yangındaki niyaz gibi; Seni isterim Rabbim, Seni isterim Rabbimdeki niyaz gibi, arkadaşımın ve mezardakilerin bağışlanmasındaki niyaz gibi, gözyaşlarım sel olarak epey uzun sürdü. Sonra ansızın başladığı gibi bitti. İşte o niyazdan birkaç cümle: “Bağışla, bağışlamasında ve merhametinde sınır olmayan Allah’ım bağışla. Bağışla şanı yüceler yücesi olan Allah’ım. Allah’ım seni zikreden kulların çok az, bu deprem ile onları da alırsan seni kimler zikredecek Rabbim, Allah’ım sana layığı ile İbadet eden kulların çok az bunların ruhlarını kabzedersen sana kimler layığı ile ibadet edecek ki. Günahkâr ve akılsız- düşüncesiz kullarına kızıp, mümin kullarını helak etme. Bağışla onları ve bizi Rabbim bağışla. Bağışla senin merhametinde ve bağışlamanda sınır yok, sınırsız bağışla Rabbim” diye niyaz devam etti ve bitti.
Sayfa 150·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bursa’da Emir Sultan’ı ziyaretimizde bizi gül kokuları ile karşıladı. Dışarı çıktığımızda, tefekkür üzerine Allah’ın bana verdiği nimetler nelerdir diye düşündüğüm sırada, bana şöyle buyurdu: “Allah size iyiden, güzelden yana ne vermedi ki?” dedi. Bakın şimdi tefekkürün boyutu ve bakış açısı değişti. Bir başlık olarak aklımıza veya kâğıda şunu yazabiliriz Allah bana neler verdi? Doğruyola iletti, namaz kılmayı sevdirdi, insanları sevmemi öğretti, kendinizi sevdirdi, şunu verdi, bunu verdi gibisinden yüzlerce madde yazabiliriz. Emir Sultan Hazretleri bunu söylemekle kestirmeden gidiyor, bize tersten okutuyor. Tefekkürde çok büyük sevaplar olduğunu şimdi öğrendiniz mi? Lütfen, namaz kıldığınız kadar değil, bir abdest aldığınız süre kadar dahi olsa tefekkür edin. En büyük sevap “Allah bana ne verdi?” diye düşünmek ve sonra “Veren Allah’a hamdolsun.” diyebilmektir. Mutlaka bunu hayatınıza sokun. Görecek ve yaşayarak bileceksiniz ki bundan sonra hayatınız çok güzel olacak.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Osmanlı Devleti yıkılmadan önce sadaka taşları vardı. Mahallenin çocukları oradan para alıp bakkaldan şeker almıyorlardı, ihtiyacı olan kişiler alıyordu o paraları. Bugün o kadar çok hırsız çoğaldı ki soyulacak bir yer bırakmadılar. Bunları düşünün? Neden bu hale geldik toplum olarak düşünün? Aslında soyulan mal ve para ise de asıl soygunculuğu Allah (cc)’a yolculuğumuzda yaptılar ve hala yapmaya da devam ediyorlar. Ama bunun da sonu geldi. Üveysler geldi, aleme sevgiyi paylaşmayı öğreten ve sevgiyi yaşatan Üveysler geldiler.
Sayfa 69·Kitabı okudu
“Benim nurumla nurlandırdıklarım.” diyor Rabbim. Nur nedir? Nur Suresi 35. Ayet’inde açıklıyor Allah (cc). “Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır).” Peki, başa dönelim Rabbim; “Bütün kullarıma nurumdan üfledim.” diyor. “Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz!”(74) Haydi Marifet Penceresi’nden bakalım neler gördük anlatalım. Bizler nefsimizi ezmeye, Allah (cc)’ın emaneti olan nurunu yüceltmeye diğer adıyla ruhu yüceltmeye geldik. Ruh nasıl yücelir? Allah (cc)’a kulluk yapmakla ve Allah (cc)’ın kullarına hizmet etmekle yücelir. Elbette iman ve imanın üstünde de amelimizin olması gereklidir. Amel iki türlüdür. Birincisi, Rabbimize yaptığınız amelleriniz, gayretiniz. Diğeri ise Rabbimizin kullarına yapılan amellerdir. Rabbimiz kendisine yapılan ameli çok sever ama kullarına yapılan gayreti ve ameli çok daha fazla sever. O yüzden “Haydin, hep hayırlara koşun, yarışın…”(75) Tarık Suresi, Nisa Suresi ve daha birçok ayetinde iyilikte, hayırda yarışın dedi ama “Namaz kılmada yarışın.” demedi. Namaz kulun Allah (cc) ile başbaşa olma anıdır. Hayırda yarışma ise kulun kullar ile olma anındandır. Agâh olun biraz, ortaya bir somut iş koyuyorsun. Birbirinize yardım ettiğinizde, aranızda sevgi doğacak. Bu sevgi ile Müslümanlar birbirlerine kenetlenecek ve içlerindeki sevgiyi katlayarak onlar da başkalarına yardım edecekler. Peki, ne olacak? İslam’ın üzerine yapıştırılmaya çalışılan o kötülük etiketi, terörist İslam yaftası kalkacak yardımlaşma gelecek ve huzur gelecek. Böylelikle gayri müslimlerin İslama kurduğu tuzak boşa gidecek.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Rabbi sevip tanımaya çok geç, 47 yaşında başladım. Rabbime “Rabbim! Sana karşı borcum çok, Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Merhametine sığınıyorum. Lakin senin karşına da borçlu bir kul olarak gelmek istemiyorum. Bana bu bin yıllık namaz sevabını öğret ki borçlarımın çoğu silinsin.” diye sorduğumda, o güne kadar zikirde tıfl mânâdayken sorduğum her sorunun cevabını alırken, bunun cevabı verilmedi. Bu sorunun cevabı 10 yıl sonra bana ayet olarak verildi: “Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?”(127) Yani bir bakıma “Rabbinin sana verdiklerini düşünsene!” dedi Rabbim. Defalarca Kur’an okudum, okuduklarımı tefekkür de ettim.Ama Kur’an’ın içindeki bu ayetin varlığı o ana kadar bana idrak ettirilmemişti. Demek ki o bilince ermem, o bilgi düzeyine, manevî ilim düzeyinde derece almam lazımmış. O idrak verildikten sonra her şey kolaylaştı. En büyük tefekkürün Allah’ın bize verdiği nimetlere hamd edebilmek olduğunu öğrendim. Önce idrak edeceğiz, idrakimizden sonra O’na hamdımızı göstereceğiz. İşte bu, sizi devrin manevî pehlivanı yapar. Defalarca Kur'an okuduk, defalarca hatim ettik ama aklımızla idrak edemedik.Allah’ı zikretmek, Kur’an’ı okumak, sünnetlere sarılmak, sizde idraki geliştirir. İdrak nedir? Herkesin bildiğinden farklı bir boyutta görebilmek, anlayabilmektir.
Sayfa 77·Kitabı okudu