“Benim nurumla nurlandırdıklarım.” diyor Rabbim. Nur
nedir? Nur Suresi 35. Ayet’inde açıklıyor Allah (cc). “Allah,
göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır).” Peki, başa dönelim
Rabbim; “Bütün kullarıma nurumdan üfledim.” diyor.
“Sonra onu düzenli bir şekle sokup, içine kendi ruhundan üfürdü.
Ve sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var etti. Siz pek az
şükrediyorsunuz!”(74) Haydi Marifet Penceresi’nden bakalım
neler gördük anlatalım. Bizler nefsimizi ezmeye, Allah (cc)’ın
emaneti olan nurunu yüceltmeye diğer adıyla ruhu yüceltmeye
geldik. Ruh nasıl yücelir? Allah (cc)’a kulluk yapmakla ve Allah
(cc)’ın kullarına hizmet etmekle yücelir. Elbette iman ve
imanın üstünde de amelimizin olması gereklidir. Amel iki türlüdür.
Birincisi, Rabbimize yaptığınız amelleriniz, gayretiniz.
Diğeri ise Rabbimizin kullarına yapılan amellerdir. Rabbimiz
kendisine yapılan ameli çok sever ama kullarına yapılan gayreti
ve ameli çok daha fazla sever. O yüzden “Haydin, hep hayırlara
koşun, yarışın…”(75) Tarık Suresi, Nisa Suresi ve daha birçok
ayetinde iyilikte, hayırda yarışın dedi ama “Namaz kılmada
yarışın.” demedi. Namaz kulun Allah (cc) ile başbaşa olma anıdır.
Hayırda yarışma ise kulun kullar ile olma anındandır. Agâh
olun biraz, ortaya bir somut iş koyuyorsun. Birbirinize yardım
ettiğinizde, aranızda sevgi doğacak. Bu sevgi ile Müslümanlar
birbirlerine kenetlenecek ve içlerindeki sevgiyi katlayarak onlar
da başkalarına yardım edecekler. Peki, ne olacak? İslam’ın üzerine
yapıştırılmaya çalışılan o kötülük etiketi, terörist İslam yaftası
kalkacak yardımlaşma gelecek ve huzur gelecek. Böylelikle
gayri müslimlerin İslama kurduğu tuzak boşa gidecek.