Firuze Akbaş

Firuze Akbaş
@Firuzecicegi
33 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
NASR SURESI TEFEKKÜRÜM
1 - Allah'ın yardımı ve fetih geldiğinde, 2 - Ve insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini gördüğünde, 3 - Rabbini öğerek tesbih et, O'ndan bağışlanmanı dile, çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. NASR:ALLAHIN YARDIMI,FETİH DEMEKTİR.NASR SURESI MEKKE'NİN FETHİ İÇİN ARTIK RABBİN YARDIMININ GELDİĞİNİ BİLDİRMEK ÜZERE NAZIL OLMUŞ VE PEYGAMBERİMİZ DE BU FETİHTEN SONRA 80 GÜN KADAR YAŞAMIŞTIR.AYRICA İNEN SON SURE NASR SURESİDİR.BU SUREYİ OKUYUP ARAŞTIRMAYA BAŞLADIĞIMDA ŞUNU DÜŞÜNDÜM.MEKKE ZATEN FETHOLUNACAKTI.ALLAH BİR-ÇOK HARPLER,SAVAŞLAR,SIKINTILAR YAŞATMIŞ VE EN SON YARDIMINI GÖNDEREREK MEKKE'NİN FETHEDİLMESİNE İZİN VERMİŞTİ.PEKİ ZAFERİ ZATEN ELESTTE KAZANMIŞ OLAN BIR PEYGAMBER ZAFERE KADAR ARADA GEÇENLERI NEDEN YAŞAMIŞTI?BUNU DAHA İYİ ANLAYABİLMEK İÇİN BIR KISSA ANLATALIM: PAPAZ VE HZ. ALİ Hz. Ali r.a. ordusu ile harbe gitmekteyken uğradığı son bir kaç konak yerinde su bulamaz. Sonunda bir kilise görür ve o yana yönelirler. Kiliseye varır su isterler. Kilisedekiler: -10 mil uzakta su var. Hz. Ali r.a. - Oraya gitmeye gerek yok şurayı kazın. İşaret edilen yer kazılır. Büyük bir taş ortaya çıkar. Uğraşırlar uğraşırlar değil taşı kaldırmak oynatamazlar bile. Hazret-i Ali r.a. gelir. Mübârek parmaklarını taşın altına sokarlar, sanki bir tüy misali kalkar. Taşın kalkmasıyla beraber saf, tatlı ve soğuk bir su fışkırır. Sevinç ve şükürle sular içilir, kaplar dolar. Kilisenin Papazı diğer kilisedekiler uzaktan onları seyretmektedirler, durumu görünce, Sevinç içinde Hz. Ali’nin huzûruna gelir ve sorarlar: -Peygamber misiniz?. Yoksa… -Hayır ben peygamber değilim, ama son peygamberin dâmâdı ve halifesiyim! Papaz hemen kelime-i şehâdet getirerek Müslüman olup şöyle der: -Ey mü’minlerin emiri! Bu kiliseyi, bu taşı kaldıran zâtı bekleyip görmek için
Reklam
FELAK SURESI TEFEKKÜRÜM
Allah'ın ve Resulunun selam ve bereketi üzerinize olsun. Hz Yusuf kissasinda anlatıldığı gibi Allah hem kuyuya atılmasına izin veren hem de kişinin gösterdiği tavır karşısında onu sultan edendir.Aslında kişinin kaderinde zaten sultan olması var olduğundan Allah kişilere çeşitli imtihanlar vererek kendilerini kendilerine ispat edebilmelerini sağlamak için yapar bunu....Allah kişiye bir imtihan veriyorsa kişinin onu sırtlayıp taşıyabilecek gücü olduğundandır.Allah bunu bilir ancak kişinin kendisine de bunu göstermek ister.Bunu neden yapar? Çünkü Allah adil bir yönetici olduğunu bu şekilde ispat eder.Yoksa herkesi elestteki hayatına göre imtihan etmeden direk cennete veya cehenneme iletseydi insanlar HAK davasına düşer ve "Beni sınasaydın ben sabırlı olduğumu,teslim olduğumu....v.s sana gösterirdim" derdi.Bu yüzdendir ki amelin açık ve seçik,görünür olabilmesi için imtihanlara ihtiyaç vardır ki herşey zıddı ile bilinir çünkü. Bunun haricinde imtihanlar kişiye empati yeteneği kazandırır.Hiç başı ağrımamış bir kişiye baş ağrısını ne kadar tarif etseniz de anlayacak değildir.Sadece tahmin edebilir.Burda şu mesele de aklımıza gelir.Peygamberler günahsız iken ve gidecekleri yer belli iken neden o kadar imtihanlar yaşadılar?Çünkü bu empati duygusu insanda tebliğ aşkını kamçılar.Çok zor bir hastalık geçiren ve bu hastalıktan kurtulan bir kişi yeryüzünde kendi gibi nice insanların da olduğunu düşünerek onları gerçek rızık kapısına ulaştırmak ister.Insanlara kendi öğrendiklerini,dünyanın bir oyundan ibaret, yaşadığımız imtihanların ise bizi olgunlaştırıp nefsimizi ezmek, nefsimizi tanımak, onu terbiye etmek, bunların neticesinde Rabbi adım adım tanımaya giden bir yol olduğunu insanlara anlatmak ister. Insanlar birçok çeşitli konularda imtihanlar yaşayabilir. *Yarattığı
Nas Suresi Tefekkürüm
Allahin ve Resulunun selam ve bereketi üzerinize olsun Sadi Şirazi'ye *"İNSAN NEDİR?"* diye sorduklarinda *"BİRKAÇ DAMLA KAN İLE BİNBİR ENDİŞEDİR."* diyerek cevap vermiş. Nas insan demektir.Insanin kanına bulaşan bir mikrobun her defasında kalbe ugrayıp kalpten tüm vucuda pompalandığı gibi vesveseler de aynı misal önce gönlü bozar ve oradan da tüm bedene yayilir.Insanı hem madden hem de manen hastalıklara sürükler. Nas suresi içerisinde geçen "cin" ve "vesvese" sözcüklerinden dolayı cinden ve şeytandan korunmak için okunması insanlarimizca adet haline getirilmiş bir suredir. Halbuki nas suresini tefekkur ederek okudugumuzda ve anladigimizda bizlere vesvese hastalığı hakkında çok değerli ipuçları veren kıymetli bir süredir.Ayetleri dikkatli inceledigimizde anlarız ki cin ve insanlardan kötü şeyler fısıldayan tek bir varlik vardır o da NEFStir...7/24 insanın içerisinde barındırdığı nefsten daha fazla zararı kimse kimseye veremez ve insana kendi nefsi ile mücadele etmek bir amel olarak ömrü boyunca yeter belki. Surenin devamında Rabbimizin 3 özelliğine dikkat çekiliyor: 1)Ilah olmasi 2)Rab olması 3)Melik yani hükümdar olması. *ILAH* ibadet edilmeye layık olan *RAB* terbiye eden *HÜKÜMDAR* ise bir ülkeyi tek başına yöneten demektir. Bu anlamların ışığında bir ilaha bir ibadet eden,bir terbiyeciye bir terbiye edilen,bir yönetene ise bir yönetilen gerektir.Devamında vesveseden nasıl korunmamız gerektiği belli oluyor aslında: Ibadet edilmesi gerekene *IBADET* ile *SIĞIN* Terbiye edene *NEFSİNİ SUNMAK* ile *SIĞIN* Yönetene ise *YÖNETİLMEK* ile *SIĞIN* Sığınmak demek sorumluluğu azaltmak ve kendini güvenceye almak demektir bir nevi.Sen Allah'a bu vasıflarla sığınırsan nefsin de
Hoşgeldin...
Allahım!Orucumu kolay ve mübarek kıl...Herkese hayırlı Ramazanlar.
Din
zıtlıklar
Bu alemde herşey zıddı ile kaimdir....Baharda kışı,kışta baharı özler insan.Bahar olmadan ne kışın bir değeri,ne de kış olmadan baharın değeri vardır.Rabbim herşeyi zıddı ile yaratır.Her varlığın içine bir yokluk ve her yoklugun içine bir varlık koymus ve bu âleme bırakmıştır ki herşey kendini tamam edeni arasın ve bulsun....Kiminin içindeki yokluk dünya olmuş dünyaya koşmuş,para,pul,eş,çocuk,aile,iş...vs ile mutlu olmuş.Kiminin içine cennet sevgisi ve cehennem korkusu boşluk olarak bırakılmış ve bu dünyada bunun derdine düşmüşler.Ama üveyslerin içine Rablerinin sevgisi boşluk olarak bırakılmış,bu yuzden ne dünya ile ne de başka işlerle o boşluğu dolduramamışlar.Doldurmak isteseler dahi uymamış; anahtar kapıyı açamamış.Ne zaman ki Rablerine giden *"AŞK"* yolunu bulmuşlar işte benim aradığım,ancak bu *AŞK* ın varlığı ile benim yokluklarım iç içe geçtiği vakit bir semazen gibi aşk ile döner tüm kilitleri açar kapinin ardındaki ile ram olabiliriz demişler.... Miraca erişebilmek içinse hüzün yaratılmış.Kilidin içindeki mirac boşluğu dünyada hüzün ile karşılık bulmuş ve her ne olursa olsun miracı arzulayanlar hüzün icinde kalmışlar.... Hep gülenlere bir ağlamak;hep aglayanlara bir gülmek yerleştirmiş Allah er geç yerini bulacağı...Ilim sahiplerine bir açlık,ilimden bihaber olanlara bir tokluk vermiş.Gercek ilim sahibi ilmim yok diye diyar diyar gezip ilim aramış kabı dar olan ilmim çok zannetmiş.Şems Tebrizi ile Mevlananın ilk karşılaşmasındaki sohbeti hatırlarsınız... Allah insanı unutan eylemiş,bu eksiği zikir ile doldursun istemiş .Unutan insanoğlu kapı kapı,kitap kitap zikredecek söz aramış,alemin zikrini bulan agah olmuş bulamayan Rabbini unutmuş.... Can derdini teslimiyet ile yaratmış.Kul canının derdine düşmüş sokak sokak hekim,çare aramış.Bir bir koymuş
Reklam