Catherine, "Evet, babam çok hasta," dedi. "Öyle olduğu halde onun başından niçin uzaklaştırılıyorum? Verdiğim sözü yerine getirmemi ister bir halin yok, öyleyse niye bir haber gönderip beni bundan kurtarmadın? Hadi söyle, bir neden istiyorum. Oynamak, şununla bununla vakit geçirmek artık benim için olanaksız. Senin nazını çekmeye vaktim yok."
Linton, "Naz çekmek mi!" diye mırıldandı. "Neymiş bu yaptığım naz? Tanrı aşkına, Cathy, bu kadar kızma! Beni istediğin kadar hor gör. Ben işe yaramaz, korkak alçağın biriyim. Beni ne kadar aşağılasan azdır, ama bana kızmana bile değmem. Babamdan nefret et, beni de adam yerine koyma, yeter."
"Cennette bulunmak bana göre bir iş değilse, Edgar Linton'la evlenmek de öyle. Şu odadaki o hain, Heathcliff'i bu kadar bayağılaştırmasaydı, Edgar'la evlenmeyi düşünmezdim bile zaten. Şimdi artık, Heathcliff'le evlenmek, kendimi de o düzeye indirmek olur; o kendisini ne kadar sevdiğimi hiç bilmeyecek hem onu yakışıklı filan diye sevmiyorum, Nelly, benden daha çok bana benziyor da, onun için seviyorum. Ruhlarımız her neden yoğurulmuşsa, ikimizinki de aynı. Linton'unki ise, ay ışığının şimşekten, buzun ateşten ayrı olduğu kadar bizimkinden ayrı."