Flâneuse

Flâneuse
@Flns
L’enfer c’est les autres...
Clochard
119 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Reklam
Mevcut mülkiyet ilişkisinin -azınlığın bu denli yararına, çoğunluğun bu denli zararına olan bu mülkiyet ilişkisinin- devamını sağlamak için bir yöntem bulunması gerekir. Zengin azınlığın, emekçi çoğunluk üzerinde, toplumsal ve ekonomik eğemenliğinin sürüp gitmesini sağlayacak güce sahip bir kurumun varlığı zorunludur. Böyle bir kurum vardır: bu devlettir.
Sayfa 26
Felsefe
Razumuhin isimli okura yanıt verildi
Flâneuse
Çoğunlukla size katılıyorum fakat etik ve adalet olgularının evrensel olmadığı iddiasını pek yersiz buluyorum. Kavramların içeriğini kendi şartlarımız bağlamında değiştirme olanağımız var. Fakat bu nosyonların temel mahiyetlerinin kaybolacağı anlamına gelmemektedir. Bu açıdan bakıldığında da adalet ve etik evrensel olgulardır. Şeylerin özünü boşaltmak veyahut onları vasıfsızlaştırmak kurumsal bir çabanın ürünüdür.
“Eğer sen, küçük kadın, hiçbir özel nitelik ve yeteneğin olmadığı halde, yalnızca kendi çocuğun yok diye öğretmenlik yapıyorsan, bu uğraşı seçmenin tek nedeni buysa, verdiğin zararların haddi hesabı yok demektir. Senin görevin çocukları eğitmektir. Eğitimci olarak görevini ciddiye almanın anlamı, çocukta sağlıklı bir cinselliğin gelişimini sağlamaktır. Oysa, insanın kendisi sevgiyi tanımadan, çocuklara cinsel eğitimi nasıl verebilir? Peki ama, sen şişman, beceriksiz ve bedenen çirkinsen! Yalnızca bu nedenle sen tüm yaşam dolu ve çekici bedenlerden nefret ediyorsundur. “Sevgi”nin tadını çıkarmamakla da suçluyor değilim seni (sağlıklı bir erkek seni sevemez çünkü); çocuklarda bulunan sevme yetisini anlamadığın için de suçlamıyorum. Çirkinliğini ve sevme yetisinden yoksunluğunu erdem konusu yaptığın, eğer rastlantı sonucu bir “modern okul”da çalışıyorsan, çocuklardaki tüm sevgiyi boğduğun, kendi acın ve öfkenle onu ittiğin için seni kınıyorum. Bu bir cinayettir işte, çirkin küçük kadın! Senin varlığının zararı var, yararı yok, çünkü sağlıklı insanların sağlıklı çocuklarını bozuyorsun, çünkü sen çocukların aşkını bir hastalık sayıyorsun. Sen zararlısın, çünkü sen bir fıçıya benziyorsun, yürürken bir fıçı gibi yuvarlanıyorsun, bir fıçı gibi düşünüyorsun, bir fıçı gibi eğitiyorsun. Kendi halinde bir köşeye çekilmektense, bu yaşama kendi çirkinliğini, kendi ikiyüzlülüğünü ve yapay bir gülümsemenin ardına gizlediğin sert öfkeni aktarıyorsun.”
Sayfa 75 - Doruk Yayımcılık
Felsefe
Sâhî isimli okura yanıt verildi
Flâneuse
Fiziksel olan çirkinlik (ki toplumun normları dışında kalan her şey çirkinliğe mahkum oluyor günümüzde) yazarın söylemine göre içsel bir buhranı da beraberinde getiriyor. “Peki ama, sen şişman, beceriksiz ve bedenen çirkinsen! Yalnızca bu nedenle sen tüm yaşam dolu ve çekici bedenlerden nefret ediyorsundur.” sözleriyle bile ön yargısını dile getiriyor. Ve bunun yanı sıra asıl sitem ettiğim şeye yani bir psikiyatristin kullanmaması gereken aşağılayıcı ve rencide edici üsluba yönelmesi, bunu tercih etmesi, benimde yazara karşı bir ön yargıya sahip olmama neden oldu diyebilirim. Üzgünüm ama kitap boyunca erkeklerin fiziksel özelliklerini eleştirmeyip kadınlara geldiğinde yerden yere vurması ve sağlıklı bir erkek zaten seni istemez gibi yargıları eleştiriyi hak eden türden. İsterseniz buna bir feminist okuması diyebilirsiniz. Hürmetler :)
“Eğer sen, küçük kadın, hiçbir özel nitelik ve yeteneğin olmadığı halde, yalnızca kendi çocuğun yok diye öğretmenlik yapıyorsan, bu uğraşı seçmenin tek nedeni buysa, verdiğin zararların haddi hesabı yok demektir. Senin görevin çocukları eğitmektir. Eğitimci olarak görevini ciddiye almanın anlamı, çocukta sağlıklı bir cinselliğin gelişimini sağlamaktır. Oysa, insanın kendisi sevgiyi tanımadan, çocuklara cinsel eğitimi nasıl verebilir? Peki ama, sen şişman, beceriksiz ve bedenen çirkinsen! Yalnızca bu nedenle sen tüm yaşam dolu ve çekici bedenlerden nefret ediyorsundur. “Sevgi”nin tadını çıkarmamakla da suçluyor değilim seni (sağlıklı bir erkek seni sevemez çünkü); çocuklarda bulunan sevme yetisini anlamadığın için de suçlamıyorum. Çirkinliğini ve sevme yetisinden yoksunluğunu erdem konusu yaptığın, eğer rastlantı sonucu bir “modern okul”da çalışıyorsan, çocuklardaki tüm sevgiyi boğduğun, kendi acın ve öfkenle onu ittiğin için seni kınıyorum. Bu bir cinayettir işte, çirkin küçük kadın! Senin varlığının zararı var, yararı yok, çünkü sağlıklı insanların sağlıklı çocuklarını bozuyorsun, çünkü sen çocukların aşkını bir hastalık sayıyorsun. Sen zararlısın, çünkü sen bir fıçıya benziyorsun, yürürken bir fıçı gibi yuvarlanıyorsun, bir fıçı gibi düşünüyorsun, bir fıçı gibi eğitiyorsun. Kendi halinde bir köşeye çekilmektense, bu yaşama kendi çirkinliğini, kendi ikiyüzlülüğünü ve yapay bir gülümsemenin ardına gizlediğin sert öfkeni aktarıyorsun.”
Sayfa 75 - Doruk Yayımcılık
Felsefe
Sâhî isimli okura yanıt verildi
Flâneuse
Kitlelerin garipliği yanlızca bu uygulamaya yönelik değil sanaldan tutun yaşamın bütün gerçekliğine varıncaya dek bir gariplik var. Yaptığım ironiydi ki zaten ırkçılığa karşı olup çirkini (kime veya neye göre çirkin) yeren bu adama karşı bir sitem. :)
“Eğer sen, küçük kadın, hiçbir özel nitelik ve yeteneğin olmadığı halde, yalnızca kendi çocuğun yok diye öğretmenlik yapıyorsan, bu uğraşı seçmenin tek nedeni buysa, verdiğin zararların haddi hesabı yok demektir. Senin görevin çocukları eğitmektir. Eğitimci olarak görevini ciddiye almanın anlamı, çocukta sağlıklı bir cinselliğin gelişimini sağlamaktır. Oysa, insanın kendisi sevgiyi tanımadan, çocuklara cinsel eğitimi nasıl verebilir? Peki ama, sen şişman, beceriksiz ve bedenen çirkinsen! Yalnızca bu nedenle sen tüm yaşam dolu ve çekici bedenlerden nefret ediyorsundur. “Sevgi”nin tadını çıkarmamakla da suçluyor değilim seni (sağlıklı bir erkek seni sevemez çünkü); çocuklarda bulunan sevme yetisini anlamadığın için de suçlamıyorum. Çirkinliğini ve sevme yetisinden yoksunluğunu erdem konusu yaptığın, eğer rastlantı sonucu bir “modern okul”da çalışıyorsan, çocuklardaki tüm sevgiyi boğduğun, kendi acın ve öfkenle onu ittiğin için seni kınıyorum. Bu bir cinayettir işte, çirkin küçük kadın! Senin varlığının zararı var, yararı yok, çünkü sağlıklı insanların sağlıklı çocuklarını bozuyorsun, çünkü sen çocukların aşkını bir hastalık sayıyorsun. Sen zararlısın, çünkü sen bir fıçıya benziyorsun, yürürken bir fıçı gibi yuvarlanıyorsun, bir fıçı gibi düşünüyorsun, bir fıçı gibi eğitiyorsun. Kendi halinde bir köşeye çekilmektense, bu yaşama kendi çirkinliğini, kendi ikiyüzlülüğünü ve yapay bir gülümsemenin ardına gizlediğin sert öfkeni aktarıyorsun.”
Sayfa 75 - Doruk Yayımcılık
Felsefe
Sâhî isimli okura yanıt verildi
Flâneuse
Olmamış mı? :))