Mevcut mülkiyet ilişkisinin -azınlığın bu denli yararına, çoğunluğun bu denli zararına olan bu mülkiyet ilişkisinin- devamını sağlamak için bir yöntem bulunması gerekir. Zengin azınlığın, emekçi çoğunluk üzerinde, toplumsal ve ekonomik eğemenliğinin sürüp gitmesini sağlayacak güce sahip bir kurumun varlığı zorunludur.
Böyle bir kurum vardır: bu devlettir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Öteki çoğu ülkelerin halklarına göre, bizim halkımızın daha yüksek bir yaşam düzeyi olduğu doğrudur. Ancak bu bizim, varlık içinde olduğumuzu değil, onların yoksulluk içinde olduğunu gösterir.
Makineler tarafından “gereksizleştirilen” işçiler, ya yavaş yavaş açlıktan kırılan, ya da kendi varlığı ile bir iş bulabilmiş olanların ücretlerinin düşmesine yardımcı olan bir “yedek sanayi ordusu” haline gelirler.
İşçiye verilen ücretle, ürettiği değer arasında bir fark olması gerekir, yoksa işveren onu kiralayamazdı. İşçinin ücret olarak aldığı ile ürettiği metaın değeri arasındaki farka, artı-değer denir.
Artı-değer, işverene giden kardır. İşveren, emek-gücünü, bir fiyattan satın alır ve emeğin ürününü daha yüksek bir fiyata satar. Farkı, yani artı-değeri, kendisine alıkoyar.