“Sermaye olmaksızın çalışamayacağımızı söylemek, tırpan olmaksızın çayır biçemeyeceğimizi söylemek kadar doğrudur. Oysa kapitalist olmadan çalışamayacağımızı söylemek, bütün tırpanlar tek bir adama ait olmadan çayır biçemeyeceğimizi söylemek kadar saçmadır. Bundan da öte, bütün tırpanlar tek bir kişiye ait olmadan ve bu adam, ürünün üçte-birini, tırpanlarını ödünç verdiği için almadan, çayır biçemeyeceğimizi söylemek kadar saçmadır.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Maddi yaşamdaki üretim biçimi, yaşamın toplumsal, siyasal ve düşünsel sürecinin genel niteliğine egemendir. İnsanların varlıklarını belirleyen şey, bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilinçlerini, toplumsal varlıkları belirler.”
“Marx’la olan kırk yıllık işbirliği süresince temellerin atılmasında ve özellikle teorinin işlenmesinde, özel bir payım olduğunu yadsıyamam. Ama teorinin temel ilkelerinin büyük kısmı, hele ekonomi ve tarih alanlarına ait olanları ve bunlardan da öte, onun son şeklini açık ve seçik olarak alışı, Marx’a aittir. Marx daha yukarıda duruyor, daha ileriyi görüyor ve daha geniş bir alanı hepimizden daha hızlı kavrıyordu. Biz, hepimiz, olsa olsa yetenekliydik. Marx ise bir dahi idi.”
Mevcut mülkiyet ilişkisinin -azınlığın bu denli yararına, çoğunluğun bu denli zararına olan bu mülkiyet ilişkisinin- devamını sağlamak için bir yöntem bulunması gerekir. Zengin azınlığın, emekçi çoğunluk üzerinde, toplumsal ve ekonomik eğemenliğinin sürüp gitmesini sağlayacak güce sahip bir kurumun varlığı zorunludur.
Böyle bir kurum vardır: bu devlettir.
Öteki çoğu ülkelerin halklarına göre, bizim halkımızın daha yüksek bir yaşam düzeyi olduğu doğrudur. Ancak bu bizim, varlık içinde olduğumuzu değil, onların yoksulluk içinde olduğunu gösterir.