Travmatik olan hayattı. Hepsi. Bütün hayat. Her şey. Özellikle de travmatik gibi durmayan ne varsa. Doğmak gibi. Dolayısıyla, doğum sonrası depresyon, yeni annelerin yakalandığı psikolojik bir hastalığın değil, hayatın tanımıydı. Hayatta kalma isteğinin. Hayata rağmen.
İstenildiği kadar acı verebilir, istenildiği kadar aşağılayabilirdi. Bu konudaki bilgisi diğerlerinin yanında en geniş yeri kaplıyordu. Hayatı boyunca acı çekmiş ve aşağılanmıştı.
Maddenin hallerinden biri de olağanüstü olandır. Olağanüstü haldeki okulun ağırlık merkezi, boşta kalmış çocuklar nerede toplanıyorsa oraya kayıyordu. Ani vuran dalgayla sallanan bir kayık gibi sağa sola yalpalıyor ve sadece bahçedeki Derda'nın midesi bulanıyordu.
Tesadüf üzeri elime aldığım, aldığım andan itibaren yazılara odaklanarak çok kısa süre içerisinde bitirdiğim, uzun zamandır da böylesine fazla etkilenerek okuduğum bir kitap oldu. Hayatı boyunca ailesi tarafından, eşi tarafından hatta arkadaşları tarafından yalnızca aşağılanmış, bedeni ve ruhani olarak taciz edilmiş, başını dik bir şekilde tutmaktan bile korkan, aslında çok güçlü olan bir kadının etkileyici dönüşüm hikayesi...