Don Draper için olduğu gibi, Sigmund Freud için de libido, kapitalist (post)modernitenin sosyal mekanizmalarını yağlamaktadır. İhtiyacımız olmayan şeyleri satın alırız; çünkü arzu duymak ve/veya arzulanmak isteriz.
Sigmund Freud’a göre libido, Eros’la —hayatın önce kendini düşünen, ardından başkalarıyla da birleşmeye çalışan gücüyle— ya da onun bir boyutuyla birleşir (2010, s. 106).
Psikanalizin kurucusu için libido, “‘Aşk’ sözcüğü altında bulunabilecek her şeyle alakalı olan dürtülerin niceliksel bir büyüklüğü olarak görülebilecek enerji” şeklinde yorumlanmalıydı.
Libido, kişinin hayal edebileceği en "doğal" içgüdü oldugu halde, kontrol edilmezse topluma ve kişiye büyük zarar verebilir. Freud'a göre libido "iyi ve kötünün ötesinde" olduğu için, insanlar şiddet ve huzursuzluğa mahkumdur.