(...)
Her akşam aldırışsız ve dipdiri beliren eski ağrının yüzünü alacak gece.
Bir can gibi, karanlıkta suskun, acı çekecek eskil sessizlik.
Çok yavaş soluyan geceye konuşacağız.
(...)
Ne diyeceğiz uyuyan dosta bu gece?
En güçsüz sözcük en yırtıcı acıdan geliyor dudaklarımıza.
Bakacağız dosta, bakacağız hiçbir şey demeyen yararsız dudaklarına, çok yavaş konuşacağız.
(...)
Hafifçe uyuyordun güçsüz bedenlerle alay eden, hiçliğe tutkun esintide.
Ve keskin bir gülümseyiş geçti senden, şaşırmış gözlerini açarak.
Bir daha geri dönmedi mi, hiçlikten, o şafak?