Bir yalanı ne kadar çok kişiye, ne kadar sık anlatırsan o kadar kolay gerçeğe dönüşüyordu. Benim hayatım da işte böyle ince ince yalanlarla örülmüş gerçeklerle doluydu.
Daha geçerli sebepler istiyordu toplum bizden. Hiç değilse şiddetli bir geçimsizlik istiyordu. Oysa şiddetsiz, sessiz bir geçimsizlik de az şey değil ki. Aynı evi paylaşan, hiç konuşmadan, kavga etmeden, birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi?